Araç Değer Kaybı Kavramı Nedir?
Trafik kazasına karışan ve sonrasında tamir edilen bir aracın ikinci el piyasa değerinde yaşanan ekonomik düşüşe hukuken “araç değer kaybı” adı verilmektedir. Yargıtay içtihatlarında bu kavram son derece net bir şekilde çerçevelenmiştir. Yüksek Mahkeme’ye göre değer kaybı zararı; aracın kaza tarihindeki hasarsız piyasa değeri ile hasar onarıldıktan sonraki (tamirli halinin) edeceği piyasa değeri arasında oluşan maddi farktan ibarettir (Y17HD-K.2016/5661).
Bir araç kaza sonrası yetkili servislerde ne kadar kusursuz onarılırsa onarılsın, aracın TRAMER (hasar) kayıtlarına işlenen bu kaza geçmişi ve değişen/boyanan parçalar sebebiyle ikinci el piyasasında bir değer kaybına uğraması hayatın olağan akışının bir sonucudur. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere; araç tamamen eski haline getirilmiş olsa dahi kazanın izlerini taşıyacağından, onarım sonrası mübadele (ikinci el rayiç) değerinin, olaydan önceki mübadele değerinden daha düşük olacağı kesin bir kural olarak kabul edilmelidir (Y4HD-K.2002/4512).
Araç Değer Kaybı Tazminatı Hangi Kriterlere Göre Hesaplanır?
Meydana gelen kazanın şiddetine ve oluş şekline göre değişmekle birlikte, hasar alan bir araçta mutlak surette bir değer kaybı yaşanacağı hukuki bir gerçektir. Ancak bu değer kaybının miktarının ne kadar olacağı veya oluşup oluşmadığı; aracın kaza tarihindeki kilometresi, üretim yılı (yaşı), marka ve modeli, hasarın araç üzerindeki niteliği ve niceliği gibi çok çeşitli teknik değişkenlere bağlıdır.
Araç değer kaybı hesaplanırken temelde şu formül izlenir: Aracın kaza tarihindeki “hasarsız” ikinci el serbest piyasa rayiç bedeli ile, hasarın onarılmasının ardından sahip olduğu ikinci el serbest piyasa bedeli arasındaki ekonomik fark tespit edilir. Bu tespit işlemleri, kusur oranlarının belirlenmesi gibi özel bir uzmanlık gerektirdiğinden, hukuken teknik bilirkişi incelemesine tabi tutulmalıdır (HGK-K.2021/771).
Yargıtay kararlarında da altı çizildiği üzere; araçta doğan değer kaybı, aracın serbest piyasa normlarına göre kaza anındaki hasarsız ikinci el rayiç bedeli ile; aracın geçmiş hasar kayıtları, yaşı, özellikleri, mevcut hasarın boyutu ve hasar gören parçaların niteliği hesaba katılarak onarım sonrasındaki rayiç bedeli arasındaki net azalma miktarına göre uzmanlarca hesaplanmalıdır (Y17HD-2017/10599).
Araç Değer Kaybı Tazminatı Nasıl Talep Edilir?
Mevzuatta yapılan güncel düzenlemeler sayesinde, artık yaş ve kilometre kısıtlaması olmaksızın araç değer kaybı tazminatı talep edilebilmektedir. 2021 yılında Trafik Sigortası Genel Şartları’nda yapılan önemli değişiklikle, değer kaybı isteyebilmek için öngörülen “aracın 165.000 kilometrenin altında olması” şartı tamamen yürürlükten kaldırılmıştır. Günümüzde, kilometresi ne olursa olsun hasar alan her araç için bu tazminat istenebilmektedir.
Ancak değer kaybı başvurusu yapabilmek için yasaların aradığı iki mutlak ön şart bulunmaktadır:
Yaşanan trafik kazasında, değer kaybı talep eden tarafın tamamen kusurlu (yüzde yüz, %100 kusurlu) olmaması gerekmektedir. (Haklılık payınız oranında tazminat alabilirsiniz).
Hakkında değer kaybı başvurusu yapılacak aracın kazada “pert” (tam hasarlı/kullanılamaz) durumuna düşmemiş olması şarttır.
Bu ön şartlar sağlandığında, tazminat talepleri için öncelikle kazada kusurlu olan karşı tarafın zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortasına resmi başvuru yapılmalıdır. Dava açmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılması yasal bir zorunluluktur. Sigortanın eksik ödeme yapması veya talebi tamamen reddetmesi halinde ise önce zorunlu arabuluculuk kurumuna başvurulmalı, uzlaşma sağlanamazsa mahkeme veya tahkim yoluna gidilmelidir.
Trafik kazalarından doğan tazminat talepleri için 14.04.2016 tarihinde 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi revize edilmiştir. Bu amir hükme göre; “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” Kanunun bu açık hükmü gereğince, tüm talepler sigorta şirketine mutlaka yazılı bir dilekçeyle iletilmelidir.
Sigorta Tahkim Komisyonu’na Başvuru Süreci
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca Sigorta Tahkim Komisyonu’na müracaat edebilmenin ön koşulu, ilgili sigorta şirketine başvuru yapılmış olmasıdır. Şirket, bu yazılı başvuruya 15 gün içerisinde yanıt vermek zorundadır. Sigorta şirketi bu 15 günlük yasal süre içinde hiçbir cevap vermezse, mağdur taraf doğrudan Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurabilir. Eğer şirket 15 gün içinde bir miktar ödeme yapar ancak mağdur bu tutarın gerçek değer kaybı zararından çok daha az (eksik) olduğunu düşünürse, yapılan bu eksik ödemeye itiraz ederek kalan kısım için komisyona başvurabilir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Kararlarının Kesinliği ve İtiraz Yolları
Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin 12. fıkrasına göre; Sigorta Tahkim Komisyonu hakemleri tarafından verilen ve uyuşmazlık bedeli 5.000,00 TL’ye kadar olan kararlar kesindir (bu kararlara itiraz edilemez).
Uyuşmazlık tutarının 5.000,00 TL ve üzerinde olduğu durumlarda ise, hakem kararının ilgiliye tebliğ edilmesinden itibaren en geç 10 gün içinde Komisyon nezdinde itirazda bulunulması şarttır. Komisyona yapılan bu itirazlar en geç iki ay içerisinde karara bağlanır.
Uyuşmazlık bedeli 40.000,00 TL’ye kadar olan dosyalar için İtiraz Hakem Heyeti’nin verdiği kararlar kesindir. İlgili yasa (5684 sayılı Kanun md. 30/12) uyarınca, yasal süresi içinde ve usulüne uygun şekilde yapılan bir itiraz, ilk hakem kararının kesinleşmesini engeller ve kararın icrasını (uygulanmasını) durdurur.
Şayet uyuşmazlık konusu miktar 40.000,00 TL’nin üzerindeyse, itiraz üzerine verilen İtiraz Hakem Heyeti kararlarına karşı tarafların Yargıtay’da temyiz yoluna başvurma hakkı bulunmaktadır. Bu parasal sınırların altında kalan tüm uyuşmazlıklarda itiraz mercii kararı sondur ve kesindir.
Araç Değer Kaybı Taleplerinde Zamanaşımı Süreleri
Araç değer kaybı talepleri, haksız fiil sorumluluğuna dayandığı için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 72. maddesindeki zamanaşımı sürelerine tabidir. İlgili madde uyarınca; “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.”
Bu kurala göre; araç değer kaybı davalarında zamanaşımı süresi, zarar görenin faili ve zararı öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl, her koşulda kazanın gerçekleştiği tarihten itibaren ise mutlak surette 10 yıldır. Eğer kaza aynı zamanda (yaralanma/ölüm gibi) daha uzun bir ceza zamanaşımını gerektiren bir suç oluşturuyorsa, hukuk davasında da o uzun ceza zamanaşımı süresi baz alınır.
Araç Değer Kaybının Mahkeme (Dava) Yoluyla Talep Edilmesi
Değer kaybı davalarının hukuki temeli Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen haksız fiil (zarar verme) sorumluluğudur. Bu zararın tahkim yerine doğrudan dava yoluyla istenmesi de hukuken mümkündür. Ancak unutulmamalıdır ki, dava açmadan önce de yukarıda izah ettiğimiz üzere mutlaka ilgili sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmalı ve arabuluculuk süreci tüketilmelidir. Araç değer kaybı davalarında görevli mahkemenin tespiti, tarafların sıfatına (tacir/tüketici vb.) göre değişebilmektedir.
Haksız fiilden doğan standart tazminat davalarında genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Ancak, davalı taraf olarak sigorta şirketi gösterilecekse (sigorta şirketleri ticari kurum olduğundan), Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesi gereğince görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olur. Şayet dava sigorta şirketine değil de, sadece araca çarpan sürücüye veya araç sahibine açılacaksa ve bu kişiler tacir (esnaf/şirket) vasfı taşımıyorsa, davanın Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılması gerekmektedir.




