İş Kazasında Ağır Yaralanma Halinde Aile Yakınlarının Manevi Tazminat Hakkı
İş hukukunda iş kazası neticesinde meydana gelen bedensel zararlar, kural olarak kazaya uğrayan işçinin maddi ve manevi tazminat talep etme hakkını doğurur. Ancak yargı pratiğinde en çok tartışılan konulardan biri, kazadan doğrudan etkilenmeyen ancak işçinin durumu nedeniyle ruhsal çöküntü yaşayan eş, çocuk, anne ve baba gibi yakınların tazminat haklarıdır. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatları, “ağır bedensel zarar” durumunda bu hakkın aile bireyleri için de geçerli olduğunu kesin bir dille ortaya koymaktadır.
Hukuki Dayanak ve “Zarar” Kavramının Geniş Yorumlanması
818 sayılı (eski) Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi, manevi tazminat hakkını doğrudan doğruya bedensel zarara uğrayan kişiye tanımıştır. Ancak Yargıtay ve hukuk doktrini, maddedeki “zarar” kavramını sadece fiziksel sağlık bütünlüğü ile sınırlı tutmamaktadır. Zarar kavramı; kişinin ruhsal bütünlüğünün ihlali, sinir bozukluğu veya ağır psikolojik hastalıkları da kapsamaktadır.
Bu geniş yorum çerçevesinde; bir kişinin ağır cismani zarara uğraması sonucunda, onun en yakınlarının (eş, çocuk, anne, baba) yaşadıkları elem ve keder nedeniyle “ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlükleri” bozulmuşsa, bu kişilerin de yansıma yoluyla değil, doğrudan kendi ruhsal zararları için manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmiştir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 56 ve “Ağır Bedensel Zarar” Şartı
Yeni Borçlar Kanunu ile birlikte yargısal içtihatlarla şekillenen bu durum yasal bir zemine oturtulmuştur. 6098 sayılı TBK’nın 56. maddesi uyarınca; “Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar para ödenmesine karar verilebilir.” hükmü getirilmiştir.
Burada hak sahipliği için iki temel ön şart aranmaktadır:
- Yakınlık: Davacıların, kazazedeye “yakın” (eş, çocuk, anne, baba vb.) olması.
- Ağır Bedensel Zarar: Kazazedenin uğradığı yaralanmanın “ağır” nitelikte olması (Örneğin: Uzuv kaybı, felç, görme kaybı vb.).
Yargıtay Kararı İncelemesi (E. 2014/10693, K. 2014/23947)
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi önüne gelen somut uyuşmazlıkta, bir iş kazası sonucu sağ gözünü, yemek borusunu ve midesini kaybeden (maluliyet oranı %41 olarak tespit edilen) bir işçinin durumu değerlendirilmiştir.
Yerel Mahkemenin Kararı: Bakırköy İş Mahkemesi, kazazede işçiye maddi ve manevi tazminat hükmetmiş ancak eşi ve çocuklarının manevi tazminat taleplerini reddetmiştir. Mahkeme, manevi tazminatın sadece doğrudan zarar gören kişiye ait olduğunu gerekçe göstermiştir.
Yargıtay’ın Bozma Gerekçesi: Yargıtay, yerel mahkemenin kararını hatalı bularak bozmuştur. Bozma kararında şu hayati tespitlere yer verilmiştir:
- Kazazedenin uğradığı %41 oranındaki maluliyet ve hayati organlardaki (göz, mide vb.) kayıp, hukuk terminolojisinde “ağır bedensel zarar” niteliğindedir.
- İş kazası neticesinde işçinin ağır bedensel zarara uğraması, eşi ve çocukları için de telafisi güç bir acı ve ruhsal sarsıntı yaratmıştır.
- Gerek mülga 818 sayılı BK zamanındaki içtihatlar (HGK 26.4.1995 gün ve 1995/11-122) gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK m. 56 uyarınca; kazazedenin eşi ve çocukları için de “uygun bir manevi tazminata” hükmedilmesi yasal bir zorunluluktur.
Sonuç
İş kazası nedeniyle bir gözünü veya hayati bir fonksiyonunu kaybeden bir işçinin yaşadığı travma, ailesinden bağımsız düşünülemez. Yüksek mahkeme, bu tür vakalarda aile bireylerinin sadece üzüntü duymadığını, bizzat kendi manevi dünyalarında hukuki korunmayı gerektiren bir zarar oluştuğunu kabul etmektedir. Bu nedenle, ağır iş kazalarında yakınların tazminat istemlerinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı kabul edilmektedir.



