27 Mayıs 1960 Darbesi Mağdurlarına Yönelik Tazminat Hakları (7248 Sayılı Kanun)
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde derin izler bırakan 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin mağdurları ve onların yasal mirasçıları için tarihi bir adım atılmış; haklarında haksız soruşturma ve kovuşturma yürütülen kişilerin maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesinin yasal çerçevesini çizen 7248 sayılı Kanun, 1 Temmuz 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak resmen yürürlüğe girmiştir. Bu kanuni düzenleme ile birlikte, o karanlık dönemde mağdur edilen kişilerin maruz kaldıkları manevi yıkımların Hazine tarafından karşılanacağı ve ayrıca el konulan (müsadere edilen) mal varlıklarından doğan maddi zararlarının da tazmin edileceği çok net bir şekilde hüküm altına alınmıştır.
7248 Sayılı Kanun’un Getirdiği Temel Düzenlemeler Nelerdir? İlgili Kanunun Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında yapılan devrim niteliğindeki düzenleme uyarınca; 12 Haziran 1960 tarihli ve 1 sayılı Kanun’un 6. maddesinin yürürlükten bütünüyle kaldırılması neticesinde, artık hiçbir hukuki meşruiyeti ve dayanağı kalmayan Yüksek Adalet Divanı’nın verdiği tüm o eski kararlar tamamen hükümsüz hale getirilmiştir. Bu hükümsüzlük doğrultusunda, mağdurlara ait adli sicil kayıtları ve devlette bulunan her türlü arşiv kaydı tamamen silinecektir. Bu silme (terkin) işlemi, mağdurların başvurusuna bile gerek kalmaksızın doğrudan doğruya (resen) Adalet Bakanlığı tarafından yerine getirilecektir.
Geçici 1. maddenin 2. fıkrasında ise işin tazminat boyutu güvenceye alınmıştır. Bu fıkraya göre; o dönemde kurulan Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından haklarında haksız yere soruşturma ve kovuşturma yürütülen vatandaşların, sırf bu yasa dışı yargılamalar sebebiyle uğradıkları manevi zararların doğrudan Hazine tarafından ödeneceği kararlaştırılmıştır. Dahası, bu kişilerin arazilerine, evlerine veya paralarına (malvarlığı değerlerine) zorla el konulmasından (müsadere edilmesinden) kaynaklanan devasa maddi zararlarının da devlet tarafından karşılanacağı açıkça düzenlenmiştir.
Aynı maddenin (Geçici 1. madde) 3. fıkrasında, bu sürecin nasıl işleyeceğine dair mekanizma kurulmuştur. İkinci fıkra kapsamında zarara uğradığını iddia eden mağdurların veya onların vefatı halinde mirasçılarının, zararlarının tazmini istemiyle yapacakları başvuruları titizlikle değerlendirmek ve nihai bir karara bağlamak amacıyla doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından özel bir Komisyon teşkil edileceği belirtilmiştir. Bu Komisyonun tüm çalışma usul ve esasları yine Cumhurbaşkanlığı makamınca belirlenecektir. Kanun, hak sahiplerinin bu Komisyona başvurabilmesi için kesin bir süre de öngörmüştür: Zararlarının giderilmesini talep edenlerin, Komisyonun çalışma usul ve esaslarının Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihi izleyen tam üç ay içerisinde Komisyona resmi başvurularını yaparak zararlarının tazminini istemeleri şart koşulmuştur.
Bu Tazminatları Kimler Talep Edebilir? Kanunun genel ruhundan ve metninden de anlaşılacağı üzere; 27 Mayıs 1960 askeri darbesi sürecinde haklarında haksız soruşturmalar açılanlar, keyfi olarak gözaltına alınanlar, asılsız davalarla yargılananlar, tutukevlerine konulanlar, evleri ve işyerleri tahrip edilenler veya zarar görenler, mallarına ve mülklerine el konulanlar, zindanlarda işkence ve kötü muameleye maruz kalanlar, ailelerinden koparılıp sürgüne gönderilenler gibi tüm mağdurlar bu kapsama girmektedir. Eğer bu mağdurlar şu an hayattalarsa bizzat kendileri; vefat etmişlerse onların yasal mirasçıları, o dönemde uğranılan tüm maddi ve manevi zararların tazminini devletten talep etme hakkına sahiptirler.
Maddi Tazminat Kapsamında Neler İstenebilir? Çıkarılan kanunda; o dönemki uydurma soruşturma ve kovuşturmalar neticesinde kişilerin malvarlığı değerlerinin zorla müsadere edilmesinden doğan maddi kayıplarının eksiksiz karşılanacağı açık bir biçimde belirtilmiştir. Bu yasal düzenlemeden çıkarılacak sonuç şudur: 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi sürecinde; şahısların tarım arazilerine, evlerine, binalarına, arsalarına, binek araçlarına, bankalardaki birikimlerine (hesaplarına) ve benzeri her türlü maddi varlığına devlet gücüyle el konulmuşsa, kişiler veya mirasçıları bu gasp edilen malların karşılığını maddi zarar olarak isteyebileceklerdir.
Kanun koyucu, aradan geçen çok uzun yılları dikkate alarak geçici maddenin 7. fıkrasında çok adil bir düzenleme daha yapmıştır. Bu fıkrada; “maddi zararların karşılanması talepleri karara bağlanırken, uğranıldığı kesin olan ancak aradan geçen zaman sebebiyle tutar yönünden tespiti teknik olarak mümkün olmayan zararlar açısından hakkaniyete uygun bir miktarın ödenmesine karar verilir” denilerek, maddi zararın tam miktarının kuruşu kuruşuna hesaplanamadığı durumlarda Komisyona “hakkaniyet” çerçevesinde geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır.
Kanunun bu lafzı ve yasa koyucunun asıl iradesi bütüncül olarak değerlendirildiğinde; Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan “haksız fiil” sorumluluğuna ilişkin o genel ve köklü kurallar ışığında, darbe mağdurlarının ve onların mirasçılarının o haksız soruşturma ve kovuşturmalar yüzünden uğradıkları, ispatlanabilen her türlü maddi ve manevi zararın tazminini talep edebilecekleri hukuken son derece açıktır.
Talep Edilebilecek Manevi Tazminat ve Miktarının Belirlenmesi Kanunun Geçici 1. maddesinin 2. fıkrası, Yüksek Soruşturma Kurulu ve Yüksek Adalet Divanı’nın cenderesinden geçen, haklarında asılsız soruşturma ve kovuşturma yürütülen kişilerin bu süreçler yüzünden yaşadıkları derin manevi acıların ve zararların Hazine tarafından tazmin edileceğini açıkça garanti altına almaktadır. Ancak manevi tazminatın net rakamını belirleme takdiri doğrudan Komisyona bırakılmıştır. Şahsi hukuki kanaatime göre Komisyon; mağdur edilen kişilerin haksız yere gözaltında veya cezaevinde (tutuklu) kaldıkları gün sayısını, yargılamaların ne kadar sürdüğünü, kendilerine verilen haksız cezaların ağırlığını ve türünü (idam, ağır hapis, sürgün vb.) çok yönlü olarak tartacak ve manevi tazminat bedelini bu ağır mağduriyet tablolarına göre belirleyecektir. Komisyonun detaylı “Çalışma Usul ve Esasları” yayımlandığında, bu tazminat hesaplama kriterlerine daha da net bir açıklık getirilecektir.
Komisyona Başvuru İçin Öngörülen Yasal Süre Ne Kadardır? Mağdurların zararlarının tazmin edilmesi amacıyla kanunda öngörülen o özel Komisyon, 14 Ekim 2020 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile resmen kurulmuştur. Kanun emri gereği, Komisyonun çalışma usul ve esaslarının Resmi Gazete’de yayımlandığı günü takip eden “üç ay” içerisinde Komisyona başvurunun yapılması zorunludur. Burada altı çizilmesi gereken en hayati nokta; belirtilen bu üç aylık sürenin kesin bir “hak düşürücü süre” olmasıdır. Yani, Komisyonun çalışma usul ve esaslarının Resmi Gazete’de ilan edilmesinden itibaren o üç aylık zaman diliminde başvuru dosyasını Komisyona teslim etmeyen mağdurlar veya mirasçılar, bu haktan sonsuza dek mahrum kalacak ve daha sonradan hiçbir şekilde başvuru yapamayacaklardır.
Komisyona Başvurulurken Herhangi Bir Harç veya Ücret Ödenecek Mi? Kanunun Geçici 1. maddesinin 5. fıkrasında yer alan; “Komisyona yapılacak başvurular için herhangi bir ad altında ücret talep edilmez…” şeklindeki açık ve emredici düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, vatandaşlar Komisyona ilk müracaatlarını yaparken devlete hiçbir harç, masraf veya ücret ödemeyeceklerdir. Ancak, sürecin ilerleyen aşamalarında eğer Komisyonun verdiği karara itiraz edilmek istenirse ve dosya iptal davası yoluyla Danıştay’a taşınırsa; işte o zaman Danıştay’da açılacak bu davalar için maktu (sabit) karar ve ilam harcı tahsil edilecek, aynı şekilde dava sonucunda avukatlar lehine hükmedilecek vekalet ücreti de nispi değil maktu tarife üzerinden belirlenecektir.
Komisyona Başvuru Yaparken Sunulması Gereken Evraklar Nelerdir? Komisyona başvuru yapacak olan darbe mağduru kişi halen hayattaysa bizzat kendisi giderek veya yetkilendirdiği avukatı aracılığıyla başvurusunu gerçekleştirecektir. Eğer mağdur hayatta değilse, onun yasal mirasçıları olduklarını resmi olarak kanıtlayan “mirasçılık belgesi” (veraset ilamı) ile birlikte kendileri veya yine vekalet verdikleri avukatları vasıtasıyla bu başvuruyu yapacaklardır. Her ne kadar kanun koyucu, darbe dönemine ve mağdurlara ilişkin devlet arşivlerindeki her türlü bilgi ve belgenin Komisyon tarafından bizzat resmi makamlardan doğrudan istenebileceğini düzenlemiş olsa da; başvuru sahiplerinin ellerinde bulunan her türlü ispat aracını (belge, resmi yazı, fotoğraf vb.) başvuru dilekçelerine eklemelerinde büyük bir hukuki fayda vardır.
Örnek vermek gerekirse; eğer o dönem arazilerine veya tarlalarına el konulmuşsa, yahut o tarlaların ekilmesi ve hasadının toplanması asker/polis zoruyla engellenmişse ellerinde kalan o döneme ait evraklar, o günlerde çıkan gazete kupürleri, haberler, fotoğraflar, eski gözaltı veya tutuklama müzekkereleri, mahkeme zabıtları ve kararları, kişinin kendisi ya da ailesi zorunlu ikamete (sürgüne) gönderilmişse buna ilişkin her türlü resmi bilgi ve belge başvuru dosyasına mutlak surette eklenmelidir.
27 Mayıs 1960 Darbe Mağdurları Tazminat Komisyonu Faaliyetlerine Başladı
Türkiye’nin demokrasi tarihindeki kara lekelerden olan 27 Mayıs 1960 darbesi sürecinde, haklarında tamamen yasa dışı ve haksız soruşturma ile kovuşturmalar yürütülen vatandaşların; bu baskı dönemleri yüzünden uğradıkları telafisi güç maddi ve manevi zararların devletçe ödenmesi maksadıyla teşkil edilen özel Tazminat Komisyonu, 24 Şubat 2021 tarihi itibarıyla resmi çalışmalarına fiilen başlamıştır.
Bilindiği gibi 1 Temmuz 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe sokulan 7248 Sayılı Kanun ile, 27 Mayıs 1960 darbesinden doğrudan mağdur olan kişilere veya onların yasal mirasçılarına, geçmişte yaşadıkları maddi ve manevi tahribatların tazmin edilmesi hususu kesin bir yasal zemine oturtulmuştu.
Kanunun getirdiği bu güçlü hukuki düzenlemeye göre; 27 Mayıs 1960 askeri darbesi sonrasında kurulan yasa dışı Yüksek Soruşturma Kurulu veya Yüksek Adalet Divanı’nın cenderesine girerek soruşturma ve kovuşturmaya maruz bırakılan kişiler; şayet bugün hayattalarsa bizzat kendileri, vefat etmiş iseler geride bıraktıkları mirasçıları, o karanlık darbe günlerinde uğradıkları bütün maddi ve manevi zararların devlet bütçesinden kendilerine ödenmesini talep edebileceklerdir.
Kanunda çerçevesi çizilen bu devasa zararların hesaplanması ve hak sahiplerine ödenmesi için kurulan Tazminat Komisyonu’nun “Çalışma Usul ve Esasları” adlı yönetmelik metni, 24 Şubat 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak resmen yürürlüğe girmiştir.
Komisyonun fiilen mesaiye başladığı o tarih olan 24 Şubat 2021 gününden itibaren, yasada belirtilen “3 aylık” kesin başvuru süresi işlemeye başlamıştır. Bu yasal süre takvimine göre müracaat süresi 24 Mayıs 2021 tarihinde kesin olarak sona erecektir. Bu üç aylık dar zaman dilimi içinde başvuru dosyasını Komisyona teslim etmeyen mağdurlar veya mirasçılar, kanunun tanıdığı bu tarihi tazminat haklarını tamamen kaybedeceklerdir.
Hak sahipleri bu Komisyona; bizzat kendi adlarına, yasal temsilcileri (vasi vb.) vasıtasıyla veya vekaletname verdikleri avukatları aracılığıyla müracaatta bulunabileceklerdir.
Başvuru aşamasında; bizzat Komisyon tarafından hazırlanan matbu “Başvuru Formu”, başvurucunun kendisi, yasal temsilcisi veya yetkili avukatı tarafından hiçbir eksiklik bırakılmadan usulüne uygun şekilde doldurulacak ve ıslak imzayla imzalanacaktır. Bu Başvuru Formunun hemen arkasına (ekine); başvurucunun nüfus cüzdanı (kimlik) fotokopisi, vefat eden mağdur adına başvuruluyorsa resmi mirasçılık belgesi ve o dönemde uğranılan maddi zararları kanıtlamaya yarayacak elde ne kadar bilgi ve belge varsa tamamının eklenmesi zorunludur.
Dosya incelendikten sonra ödenecek maddi ve manevi tazminatın nihai miktarını Komisyon kendi takdir yetkisiyle belirleyecektir. Eğer başvuru mirasçılar tarafından yapılmışsa, Komisyonun belirlediği toplam tazminat rakamı, mirasçılara veraset ilamındaki yasal miras payları oranında bölüştürülerek ödenecektir.
Bu tarihi süreçte başvurucuların telafisi imkansız bir hak kaybına (özellikle süre yönünden) uğramamaları ve dosyalarının eksiksiz hazırlanabilmesi için, süreci idari davalar ve tazminat hukuku konusunda uzman bir avukatla birlikte yürütmeleri kesinlikle kendi hukuki menfaatlerine olacaktır. Konuyla alakalı daha detaylı, profesyonel hukuki bilgi almak ve süreyi kaçırmadan müracaat işlemlerini başlatmak isteyen vatandaşlar, aşağıda iletişim bilgileri verilen telefon numaralarından doğrudan bilgi alabilirler.



