Cinsel Taciz Suçu ve Cezası

TCK Madde 105 Kapsamında Cinsel Taciz Suçu ve Hukuki Temelleri

Cinsel taciz suçu; bir bireyin kendi cinsel arzu ve dürtülerini tatmin etmek maksadıyla, hedef aldığı kişiyi hiçbir fiziksel (bedensel) temasta bulunmaksızın rahatsız etmesi eylemidir. Gündelik yaşamda “sözlü taciz” veya “laf atma” gibi tabirlerle ifade edilen bu anti-sosyal davranış modelleri, hukuken cinsel taciz suçunun maddi unsurlarını oluşturur. Kanunda belirli bir hareket tarzına bağlanmadığı için “serbest hareketli” bir suç niteliği taşıyan cinsel taciz; internet ortamında, sosyal medya platformlarında, telefonla yahut yüz yüze iletişim yollarıyla işlenebilmektedir.

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 105. maddesinde “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” bölümü altında tanzim edilen bu suç tipi, fail ile mağdur arasında bedensel bir temas yaşanmadan sergilenen ve ahlak temizliğini ihlal eden eylemleri cezalandırmaktadır. Şayet fail ile mağdur arasında anlık ve saniyelik dahi olsa cinsel saikle fiziksel bir temas gerçekleşirse, eylemin boyutu değişir ve cinsel saldırı suçu doğar. Bunu somutlaştırmak gerekirse; failin cinsel bir amaç güderek “Seni bir kez öpebilir miyim?” demesi cinsel taciz suçunu, failin aniden mağduru öpmesi ise doğrudan cinsel saldırı suçunu oluşturur.

Altını önemle çizmek gerekir ki; eylemin cinsel taciz kapsamında kalabilmesi için failin mağdurun vücuduna dokunmaması, sürtünmemesi, okşamaması veya herhangi bir yolla bedensel temas kurmaması şarttır. Mağdurun fiziksel bedenine dokunulduğu o ilk anda suçun vasfı cinsel saldırıya dönüşür.

Hukuk sistemimizde cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar şu dört ana kategoriye ayrılmaktadır:

  • Cinsel İstismar Suçu (TCK md. 103): Temel kural olarak 15 yaşını doldurmamış küçüklere (çocuklara) yönelik bedensel temas kurularak gerçekleştirilen cinsel amaçlı eylemleri cezalandırır. Ayrıca 15-18 yaş aralığındaki çocuklara karşı tehdit, hile, cebir veya iradeyi sakatlayan herhangi bir baskı unsuruyla yapılan fiziksel fiiller de cinsel istismar kapsamındadır.
  • Cinsel Saldırı Suçu (TCK md. 102): 18 yaşını doldurmuş (reşit) yetişkin mağdurlara yönelik bedensel temasta bulunmak suretiyle icra edilen cinsel fiilleri cezalandırır.
  • Cinsel Taciz Suçu (TCK md. 105): Mağdurun yaşı fark etmeksizin, fail ve mağdur arasında fiziksel bir temas olmaksızın, salt cinsel davranış ve söylemlerle gerçekleştirilen fiilleri kapsar.
  • Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu (TCK md. 104): 15 ile 18 yaş grubundaki çocuklarla, tamamen kendi hür rızalarına dayalı olarak cinsel birliktelik yaşanması halinde bu suç vücut bulur.

Cinsel taciz niteliğindeki hareketler, mağdurun vücuduna dokunmamak kaydıyla bir anda olup bitebileceği gibi, uzun bir zamana yayılarak süreklilik de arz edebilir. Fiil; rahatsızlık verici bir işaret, söz, yazı veya herhangi bir tutumla işlenebileceğinden serbest hareketlidir. Eylemin suç sayılabilmesi için failin kesinlikle cinsel bir amaç taşıması ve eylemi spesifik (belirli) kişilere yöneltmiş olması zorunludur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.2015 tarihli (Esas: 669, Karar: 68) içtihadında da vurgulandığı üzere; bu suçun maddi unsuru, bir bireyi cinsel saiklerle taciz etmektir. Manevi unsur ise “kast”tır; yani failin doğrudan doğruya kendi cinsel arzu ve tatmin duygularıyla hareket etmiş olması aranır.

Bir davranışın cinsel amaç taşıyıp taşımadığı ve cinsel taciz kapsamına girip girmeyeceği değerlendirilirken; sosyal yaşamın olağan dinamikleri, söylenen sözün ağırlığı, taraflar arasındaki geçmiş hukuki/sosyal ilişki ve eylemin gerçekleştiği atmosfer bir bütün olarak ele alınır. Bu çerçevede; nezaket sınırları içinde kalan bir beğeni ifadesi, ahlaki normlara uygun bir evlenme veya tanışma teklifi hukuken cinsel taciz sayılmaz. Zira bu tür medeni yaklaşımlar, toplumun yapıtaşı olan ailenin kurulmasına veya sağlıklı arkadaşlıkların doğmasına zemin hazırlayan, cinsel özgürlüğü ihlal kastı taşımayan olağan insani etkileşimlerdir. Ne var ki; arkadaşlık veya evlenme teklifi yaparken karşı tarafa iç çamaşırı hediye edilmesi, cinsellik barındıran kaba kelimelerin kullanılması, teklif reddedilmesine rağmen mağduru bunaltacak şekilde ısrarcı olunması yahut medeni kanun uyarınca evlenmesi zaten imkansız olan bir çocuğa veya halihazırda evli olduğu bilinen bir kişiye bu tür tekliflerde bulunulması hallerinde, eylemin cinsel taciz suçunu oluşturacağında en ufak bir hukuki şüphe yoktur (Ceza Genel Kurulu 2023/544 E. , 2024/38 K.).

Cinsel Taciz Suçu Hangi Şekillerde İşlenebilir? Fiilin suç oluşturabilmesi için bedensel temas yaşanmaması şartıyla eylem anlık da olabilir, zincirleme de sürebilir. Failin kastının cinsel olması ve eylemi somut bir kişiye yöneltmesi gerekir. Bu kast veya hedefleme yoksa fiil; duruma göre kişilerin huzur ve sükununu bozma, tehdit veya hakaret suçları çerçevesinde değerlendirilir. Cinsel taciz suçu pratikte şu yöntemlerle işlenebilir:

  • Fail, mağdurun bizzat işitebileceği veya görebileceği cinsel içerikli işaret, hareket veya sözlerle suçu yüz yüze işleyebilir.
  • Klasik iletişim ağları kullanılarak; mağdura cinsel amaçlı mektup, faks yollanması, telefonla aranması, SMS atılması veya ses kaydı gönderilmesiyle işlenebilir.
  • İnternet altyapısı kullanılarak; e-mail yollama, sosyal medya profillerine cinsel içerikli yorumlar yapma veya çeşitli gruplarda (açık/kapalı) görsel/yazılı/sesli iletiler paylaşma yoluyla işlenebilir.
  • WhatsApp, Twitter, Facebook, Instagram ve Telegram gibi bilişim tabanlı mesajlaşma aplikasyonları üzerinden dijital yollarla işlenebilir.

Hangi Eylemler Cinsel Taciz Suçunu Oluşturur? Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, cinsel saikle sergilenen aşağıdaki örnek eylemler cinsel taciz suçunun maddi unsurunu teşkil etmektedir (YCGK-K.2015/34):

  • Cinsel anlam barındıran “el hareketleri” yapmak,
  • Cinsel dürtüyle mağdura “öpücük atmak”,
  • Doğrudan cinsel ilişki teklifinde bulunmak,
  • Cinsel organı teşhir etmek (göstermek),
  • Mağdura hitaben “sevişmek ister misin?”, “sevişelim mi?” tarzında cümleler kurmak,
  • Sokakta yürüyen birine cinsel saikle “harikasın”, “fıstık”, “güzelim” diyerek laf atmak,
  • Failin, mağdurun evinin camına tırmanıp “içeri gireceğim, beni içeri al, seni kaçıracağım” demesi,
  • Mağdura bakarak cinsel bir arzu ve tavırla çiçek koklamak,
  • Telefon vasıtasıyla sık sık arayıp; “evlenmek istiyorum, seni seviyorum,” “dışarı çık evinin önündeyim, seni maddi manevi tatmin edeceğim” gibi söylemlerde bulunmak,
  • “Numarayı çaldır konuşmak istersen, istemezsen aramızda kalır kimse bilmez” minvalinde mesajlar yollamak,
  • Mağdurun yüzüne bizzat; “aileni de seni de tanıyorum, bin arabaya gideceğin yere bırakayım, sana bir kötülüğüm dokunmaz” tarzı şüpheli sözler sarf etmek,
  • İnternet vasıtasıyla bir kişiye “çok güzel vücudun var”, “soyun” gibi cinsel odaklı telkinlerde bulunmak,
  • Resmen evli olan bir kadına “seni seviyorum” demek veya evlenme teklif etmek,
  • Cinsellik çağrıştıran sözcüklerle veya iç çamaşırı gibi hediyelerle evlilik teklifi sunmak.

Bununla birlikte, yalnızca tanışma arzusu veya medeni bir birliktelik teklifi barındıran sözler tek başına cinsel taciz suçunu var etmez:

  • Sanığın telefonla bir defaya mahsus aradığı mağdureye “Konuşabilir miyiz? Tanışabilir miyiz? Müsait misin?” demesi eyleminde, kelimelerin hiçbir cinsel içerik taşımaması sebebiyle cinsel taciz suçu vücut bulmamıştır (Y9CD-2021/7670 E. , 2022/10670 K.).
  • Sanığın kendi hattından katılana; “seninle çıkmak istiyorum, inadım inat gülüm, facen var mı, sevmek suç mu iki, ben Elmadağlı değilim bir, senle ciddi bir konuşma yapalım gülüm, seni sevmek suçsa idam sehpasına isteyerek çıkarım” minvalinde mesajlar atması cinsel bir söz içermediğinden cinsel taciz suçunu değil, sübuta eren şekliyle TCK madde 123 kapsamındaki kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturur (Y9CD-2021/8074 E. , 2022/11586 K.).

Cinsel Taciz Suçunda İspat Kuralları Nelerdir? Yargılamalarda mahkemeleri en çok zorlayan ve tartışılan konulardan biri cinsel taciz eyleminin ispatıdır. Olayın genelde kuytu bir köşede sadece iki kişi arasında yaşanması, kamera, video veya görgü tanığı gibi somut delillerin dosyada her zaman bulunamaması bu suçun sübut (ispatlanma) aşamasını kritik hale getirir. Cinsel taciz fiilinin ispatında başlıca şu hukuki delil araçları kullanılır:

1. Mağdurun Beyanı: Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda ana delil kaynağı mağdurun kendi anlatımıdır. Yargıtay, tarafların yalnız olduğu olaylarda mağdur beyanına hukuki bir delil değeri atfedilebilmesi için birtakım filtreler (kriterler) geliştirmiştir:

  • Sanığı Tanıma Durumu: Eğer mağdur, faili olay gününden önce hiç tanımıyorsa; mağdurun failin eşkalini ve kimliğini nokta atışı tarif eden beyanlarına büyük değer verilir.
  • Önceden Husumet Olup Olmadığı: Taraflar önceden tanışıyorsa, aralarında geçmişe dayalı bir kin, husumet veya dava olup olmadığına bakılır. Eğer eski bir husumet varsa, mağdurun soyut taciz iddiası Yargıtay’ca şüpheyle karşılanır. Ancak böyle bir husumet tespit edilemezse beyana itibar edilir.
  • İftira İçin Mantıklı Bir Sebep: Cinsel suç davaları mağdur açısından yıpratıcı süreçlerdir. Mağdurun kendi itibarını ve namusunu ortaya koyarak, durduk yere birine iftira atmasını gerektirecek makul ve somut bir sebep yoksa, anlattıklarına inanılır.
  • Beyanların Çelişkisiz ve Tutarlı Olması: Mağdurun anlattığı kurgu hayatın olağan akışına ters düşmemelidir. Emniyet, savcılık ve mahkeme aşamasındaki tüm ifadeleri birbiriyle örtüşmeli; samimi, tereddütsüz ve ısrarlı olmalıdır. Zamanla değişen, çelişkiler barındıran ifadelere mahkumiyet için itibar edilemez.

2. Tanık Beyanı: Eğer olayı bizzat işiten veya gören bir tanık varsa, onun mahkemedeki beyanı suçun ispatı için devasa bir önem taşır. Tanığın anlatımının mağdurun anlattıklarıyla örtüşmesi ve tüm aşamalarda tutarlı olması gerekir.

3. İletişim (HTS) Kayıtları: Cinsel taciz suçu yasadaki “katalog suçlar” arasında sayılmadığından, telefon dinlemesi (iletişimin dinlenmesi) tedbiri uygulanamaz. Ancak, kimin kimi ne zaman ve kaç saniye aradığını gösteren HTS dökümleri (arayan-aranan trafik kayıtları) operatörlerden istenerek ispat aracı olarak kullanılır.

4. SMS Mesajları ve Telefonun Fiziken İncelenmesi: CMK madde 134 uyarınca, telefondaki sim kartın ve dijital imajın kopyalanarak içindeki fotoğraf, video ve SMS’lerin incelenmesi mümkündür. Ancak Yargıtay’a göre (Y10CD-K.2021/12899); CMK 134 gereği şüphelinin telefonunun alınıp içindeki mesajların resmi kayda geçirilmesi için mutlaka hakim kararı yahut gecikmesinde sakınca olan hallerde savcı emri (sonradan hakime onaylatılmak üzere) şarttır. Sanık kendi rızasıyla “alın telefonuma bakın” dese bile, kolluk (polis) memurları amir kararı olmadan bu telefonu inceleyip mesajları tutanağa bağlayamaz; bağlanırsa bu tamamen “hukuka aykırı delil” sayılır.

5. Gizlice Alınan Video veya Ses Kayıtları: Kural olarak izinsiz ses kaydı suçtur. Ancak, cinsel taciz aniden gelişmişse ve mağdurun o anki yalnız ortamda maruz kaldığı tacizi başka türlü ispatlama şansı (tanık vb.) kesinlikle yoksa; mağdurun failden habersiz olarak cep telefonuyla aldığı ses veya görüntü kayıtları mahkemede “hukuka uygun delil” olarak kabul görür.

6. Telegram, WhatsApp Gibi Dijital Uygulamalar: İnternet tabanlı bu platformlardan yollanan tüm görsel, yazılı ve sesli iletiler ispat aracıdır. Ancak Yargıtay’a göre (Y10CD-K.2021/5922); bu WhatsApp kayıtlarının CMK 134 çerçevesinde görüşme saatleri ve tarihleriyle birlikte diyaloglar halinde detaylıca tutanağa dökülmesi, ekran görüntülerinin (screenshot) alınarak onaylı suretlerinin dosyaya konması ve bu evrakların duruşmada bizzat sanığın yüzüne okunarak savunmasının sorulması zorunludur.

7. Facebook, Instagram, Twitter (Sosyal Medya): ABD menşeili bu sosyal medya devleri, cinsel taciz suçlarına dair adli istinabe (bilgi) taleplerine cevap vermemektedir. Bu sebeple failin kimliğine ancak mağdurun kendi hesabındaki açık yazışmalar veya failin açık paylaşımları üzerinden kolluk (polis) marifetiyle yapılan “açık kaynak tespiti” tutanakları sayesinde ulaşılmakta ve bu belgeler kanıt sayılmaktadır.

8. E-Tespit Sayesinde İspat: Türkiye Noterler Birliği’nin sunduğu 7/24 hizmet sayesinde, sosyal medya hesaplarındaki veya web sitelerindeki dijital izler URL tabanlı taranarak resmiyete dökülebilmektedir. Mağdur, taciz içeriğinin olduğu URL’yi sisteme yükler ve aldığı başvuru numarasıyla mesai saatlerinde notere gidip bu içeriği kağıda bastırarak onaylatır. Bu yöntem, sonradan silinebilecek dijital suçların şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanmasını sağlar (E-Tespit Başvuru Sayfası).

Çocuklara Karşı İşlenen Cinsel Tacizde Mağdurun Rızası Kavramı Türk Ceza Kanunu’nun 26/2. maddesinde rıza; “Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.” şeklinde vücut bulmuştur. Çocukların (18 yaş altı) cinsel tacize maruz kalmasında, rızanın hukuki geçerliliği yaşa göre ikiye ayrılır:

  • 15 Yaşını Doldurmamış Çocuklar: Ceza hukukunda 15 yaşın altındaki bireylerin kendi bedeni ve onuru üzerinde mutlak tasarruf hakkı olmadığı (rızaya ehil olmadıkları) kabul edilir. Fail, 15 yaşından küçük bir çocuğa cinsel tacizde bulunduğunda çocuk buna açıkça “rıza” gösterse bile, bu rıza hukuken yok hükmündedir ve fail TCK 105 kapsamında cezalandırılır.
  • 15-18 Yaş Arasındaki Çocuklar: 15 yaşını bitirmiş ancak 18’ini henüz doldurmamış ergen çocukların, fiilin sonuçlarını idrak etme (algılama) yeteneklerinin geliştiği kabul edilir. Bu yaş grubundaki bir çocuğun cinsel taciz eylemine bilerek ve isteyerek “rıza” göstermesi, TCK 26/2 uyarınca işlemi “hukuka uygun” hale getirir ve failin bu fiilden dolayı cezalandırılmasını engeller (CGK-K.2024/38).

TCK Madde 105: Cinsel Taciz Suçunun Yaptırımları (Cezası)

Basit Halinin Cezası: Bir kişiyi bedensel temas olmaksızın cinsel maksatla taciz eden fail, mağdurun şikayetçi olması durumunda 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezasına yahut adli para cezasına çarptırılır. Eğer bu suç bir çocuğa karşı işlenmişse, cezanın alt ve üst sınırı artarak 6 aydan 3 yıla kadar hapis şeklini alır (TCK md.105/1).

Nitelikli Haller ve Cezanın Artırılması (TCK md.105/2): Aşağıdaki hallerden biriyle cinsel taciz suçunun işlenmesi durumunda, 1. fıkrada belirlenen asıl ceza yarı (1/2) oranında artırılarak tatbik edilir:

  • a) Aile içi ilişkilerin, hizmet ilişkisinin veya kamu görevinin sağladığı yetki/kolaylıktan faydalanılması,
  • b) Koruyucu aile, bakıcı, öğretici, eğitici, vasi veya koruma/bakım/sağlık hizmeti sunan kişiler tarafından işlenmesi,
  • c) Failin, mağdurla aynı işyerinde (mesaide) çalışmasının verdiği kolaylıktan faydalanması,
  • d) Elektronik haberleşme araçlarının (sosyal medya, WhatsApp vb.) veya posta hizmetlerinin sağladığı kolaylığın kullanılması,
  • e) Teşhir (cinsel organı gösterme vb.) suretiyle işlenmesi. Ayrıca, bu nitelikli taciz eylemleri yüzünden mağdur okulunu, ailesini veya işini bırakmak mecburiyetinde kalmışsa faile verilecek hapis cezası kesinlikle 1 (bir) yıldan az olamaz. (Sosyal medya, WhatsApp, SMS veya e-mail yoluyla yapılan her türlü cinsel tacizin, doğrudan TCK m. 105/2-d kapsamındaki “nitelikli hal” sayıldığı unutulmamalıdır.)

Görevli Mahkeme, Zamanaşımı ve Şikayet Süresi Cinsel tacizin yetişkinlere karşı işlenen basit şekli (TCK md.105/1 ilk cümlesi) şikayete tabi bir fiildir. Mağdur, olayı ve failin kim olduğunu öğrendiği andan itibaren yasal 6 aylık hak düşürücü süre içinde şikayetini yapmalıdır. Altı ay geçerse şikayet hakkı sonsuza dek düşer. Şikayetten vazgeçme, dava sonucunun kesinleşmesine kadar her zaman mümkündür; savcılıkta vazgeçilirse “kovuşturmaya yer olmadığına” (takipsizlik), mahkemede vazgeçilirse “davanın düşmesine” karar verilir.

Ancak suçun çocuklara karşı işlenmesi (TCK m.105/1 son cümle) veya nitelikli hallerle (TCK m.105/2) işlenmesi durumlarında şikayet aranmaz, savcılık olaydan haberdar olunca resen (kendiliğinden) soruşturma başlatır (CGK-K.2024/81). Resen takip edilen bu suçlarda şikayet süresi aranmaz, mağdur 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresi dolana kadar her zaman adli mercilere başvurabilir. Cinsel taciz fiillerinden doğan tüm yargılamalarda yetkili ve görevli mercii Asliye Ceza Mahkemeleridir.

Erteleme, HAGB ve Adli Para Cezasına Çevirme Mahkeme, hapis cezası ile adli para cezası arasında seçimlik hakkını hapis cezasından yana kullanmışsa, belli şartların varlığında bu hapis cezasını günlüğü paraya çevirerek Adli Para Cezası’na dönüştürebilir. Ayrıca failin sabıkasızlık durumu ve ceza süresi (2 yıl veya altı) uygunsa; verilen hapis cezası için Cezanın Ertelenmesi veya 5 yıl denetim süreli Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararları da verilebilir.


Cinsel Taciz Suçu Kapsamında Emsal Yargıtay Kararları

Evlenme ve Arkadaşlık Tekliflerinin Cinsel Taciz Sınırı Cinsel nitelikli bir fiilin suç sayılabilmesi için eylemin tamamen hukuka aykırı, yani mağdurun rızasına rağmen yapılmış olması lazımdır. Rıza gösterme yetisine sahip bir bireyin (TCK m. 26 gereği) bu tür eylemlere onay vermesi, eylemi suç olmaktan çıkarır ve cezai sorumluluğu yok eder. Fiziksel temas içermeyen cinsel taciz eylemi serbest hareketli olup tek seferlik de olabilir, sürekli de olabilir. Önemli olan failin cinsel bir saikle, belli bir şahsı hedef alarak hareket etmesidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.03.2015 tarih ve 2014/669-68 Karar sayılı kararına göre; eylemin maddi öğesi cinsel maksatlı rahatsızlıktır, manevi öğesi ise cinsel arzuyu tatmin amacı taşıyan kasttır. Bir hareketin cinsel taciz olup olmadığı belirlenirken; taraflar arasındaki geçmiş bağ, sosyal hayatın dinamikleri, tarafların statüleri ve olayın gerçekleşme biçimi bütünüyle süzgeçten geçirilmelidir. Bu çerçevede, tamamen nezaket sınırlarında ve ahlaki normlara uygun şekilde yapılan masumane bir tanışma arzusu, beğeni sözcüğü veya evlenme teklifi cinsel taciz sayılmaz. Zira bu tür adımlar toplumda yeni ailelerin ve dostlukların kurulmasına hizmet eden doğal iletişim yollarıdır. Fakat; arkadaşlık/evlilik teklifinin son derece kaba saba, cinsel argolarla yapılması, karşı tarafa iç çamaşırı gibi hediyeler yollanması, teklif ilk başta net bir şekilde reddedilmesine rağmen mağduru daraltacak şekilde inatla sürdürülmesi ya da medeni hukuk kuralları gereği evliliği yasak olan bir çocuğa veya zaten evli olduğu bilinen bir kadına/erkeğe yöneltilmesi durumlarında ahlaki sınır aşıldığından ötürü eylemin cinsel taciz suçuna vücut vereceğinde en ufak bir tereddüt bulunmamaktadır (YCGK-K.2020/141).

Çocuk Mağdurlara Yönelik Cinsel Tacizde Şikayet Şartı Aranmaz Kanun metninde şikayet şartına dair özel bir düzenleme bulunmayan hallerde suçun resen (kendiliğinden) takip edileceği genel bir hukuk ilkesidir. Basit bir suçun şikayete tabi olması, o suçun nitelikli versiyonlarının da otomatikman şikayete tabi olacağı anlamı taşımaz. TCK’nın 105. maddesinin 2. fıkrasında yer alan nitelikli cinsel taciz halleri için yasada açıkça “şikayete tabidir” ibaresi konmamıştır. Nitekim 5377 sayılı Yasanın 13. maddesi gerekçesinde, nitelikli hallerde şikayet şartının aranmayacağı açıkça vurgulanmıştır. Ayrıca 6545 sayılı Yasanın 61. maddesiyle getirilen değişikliğin gerekçesinde, çocukların cinsel suçlara karşı daha üst düzeyde korunması amacıyla TCK 105/1 son cümlesindeki “çocuğa karşı işlenen cinsel taciz” eyleminin bağımsız ve daha ağır bir nitelikli hal olarak düzenlendiği belirtilmiştir. Metindeki “mağdurun şikayeti üzerine” ibaresi yalnızca ilk cümlede yer alan yetişkinlere yönelik “basit cinsel taciz” için geçerlidir. Çocuğu koruma amacıyla tamamen örtüşen bu hukuki yoruma göre; TCK 105. maddenin birinci fıkrasının son cümlesinde geçen “çocuğa karşı cinsel taciz” eylemleri ile ikinci fıkrasında yer alan “nitelikli cinsel taciz” eylemlerinin takibi hiçbir surette şikayete bağlı değildir (Ceza Genel Kurulu 2024/58 E. , 2024/81 K.).

Reddedilmeye Rağmen Israrla Evlenme Teklifi Etmek (E-mail Yoluyla) Sanığın, platonik ilgi beslediği katılan tarafa elektronik posta (e-mail) vasıtasıyla sürekli ulaşıp onu sevdiğini, aşık olduğunu söylemesi ve evlilik teklif etmesi karşısında; katılanın bu durumu kesinlikle istemediğini ve reddettiğini defalarca belirtmesine rağmen sanığın eylemlerini inatla sürdürmesi, eylemi “kişilerin huzur ve sükununu bozma” boyutundan çıkarır. Sanığın bu saplantılı hareketleri TCK’nın 105/1-2 (elektronik haberleşme yoluyla nitelikli taciz) ve TCK 43 (zincirleme suç) maddelerindeki “zincirleme cinsel taciz” suçunu tam olarak oluşturmaktadır. Mahkemenin bunu göz ardı edip sanığı sadece huzur ve sükunu bozma fiilinden cezalandırması kesin bir bozma sebebidir (Yargıtay 18.Ceza Dairesi-2016/2996).

Başkasıyla Evli Olan Kadına “Seni Seviyorum” Demenin Suç Vasfı Aşamalarda hiçbir çelişki barındırmayan müşteki beyanları, mesaj tespit tutanakları, sanığın durumu kabullenmesi (ikrar) ve müştekinin 29.08.2012 tarihli dilekçesi ışığında; sanığın 27.08.2012 tarihinde, kendisinin …….’i olan şahsın yasal eşi (mağdure) konumundaki kadına “seni seviyorum” şeklinde SMS mesajı yolladığı sabittir. Evli bir kadına bu şekilde bir mesaj yollanması cinsel taciz suçunu oluşturduğundan, mahkemenin sanık lehine beraat kararı vermesi açıkça hukuka aykırıdır ve bozulmalıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi – Karar No:2019/8123).

Evli Birine “Seni Seviyorum” Mesajı (Farklı Daire Kararı: Cinsel Taciz Değildir) Sanığın, cep telefonu vasıtasıyla mağdure …’ı arayarak “Ben İstanbul’da yaşıyorum sizi tanıyorum, evli olman benim açımdan fark etmez, seninle arkadaş olalım, seni seviyorum, buraya kaç gel” şeklindeki sözleri, kendi başına cinsel bir içerik barındırmamaktadır. Bu sözlerin sırf “cinsel amaçla” söylendiğine dair her türlü kuşkudan uzak, inandırıcı ve kesin bir kanıt elde edilememiştir. Dolayısıyla TCK 105’teki kanuni unsurlar vücut bulmadığı için sanığın beraat etmesi gerekirken mahkum edilerek cezalandırılması hukuka aykırıdır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2022/15899 E. , 2023/2330 K.). (Not: Geçmiş yıllarda görev yapan ve sonradan kapanan Yargıtay 14. Ceza Dairesi “seni seviyorum” lafını genelde taciz sayarken, güncel dosyalara bakan Yargıtay 9. Ceza Dairesi bu ifadenin cinsel taciz olmayıp duruma göre huzur bozma olabileceği yönünde daha dar bir yorum benimsemiştir. Güncel içtihat 9. Daire’ye aittir.)

“Çok Güzelsin, Seni Seviyorum” ve “Öpücük Atma” Fiilinde Beraat Olamaz Dosyada taraflar (sanık ve mağdure) arasında geçmişe dayanan hiçbir husumet izine rastlanmamıştır. Müşteki ebeveynlerin beyanları, sanık savunması ve mağdurenin tutarlı anlatımları birlikte incelendiğinde; sanığın, komşusunun kızı olan mağdureyi farklı günlerde dershaneye ve okula giderken ısrarla yolda takip ettiği, ardından ona uzaktan öpücük atarak “çok güzel olduğunu, onu sevdiğini” ifade ettiği kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanıtlanmıştır. Bu hareketler bir bütün olarak cinsel taciz kastını ortaya koyduğundan, sanığın tek bir suç işleme kararıyla bunu tekrarlaması sebebiyle TCK 105/1 ve zincirleme suç (43/1) hükümleriyle cezalandırılması zorunluyken, yerel mahkemenin dosya gerçeğine uymayan bir gerekçeyle beraat vermesi bozma nedenidir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi – Karar No:2015/7457).

İstenmediği Halde Evlilikte Israrcı Olmak Cinsel Tacizdir Sanığın, duygusal bağ kurduğu ancak kendisini reddeden ve ilgisini kesinlikle kabul etmediğini defaatle vurgulayan müştekiye inatla evlilik teklif etmeye devam etmesi ve onu sevdiğini sürekli tekrarlaması eylemi; TCK’nın 105/1 maddesinde çerçevesi çizilen “cinsel taciz” suçunu vücuda getirmektedir. Mahkemenin suç niteliğinde hata yaparak sanığa TCK 123 (huzur ve sükununu bozma) maddesinden mahkumiyet tayin etmesi bozmayı icap ettirir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi – Karar: 2019/10050).

Gönüllü Vazgeçme: Cinsel İstismardan Dönüp Tacizde Kalma Mağdure S.’nin olay anına dair; “Şu işi bitirelim deyip bana dokunmaya çalıştı lakin ben ittiğim için başaramadı, boğazımı öpmeye yeltendi ama dokunamadı, beni tartaklamaya kalktı ve sonra fiziksel hiçbir temasta bulunmadan ‘Tamam bunu şimdi yapmıyorum daha sonra yapacağım, kan gelmezse annen adını çıkarır, seni ne pahasına olursa olsun alacağım, evlenince yapacağım bunu’ dedi” şeklindeki yeminli beyanı dosya kapsamındadır. Sanığın cinsel istismara yeltenmesine rağmen kendi rızasıyla bedensel temastan vazgeçmesi, TCK’nın 36. maddesinde düzenlenen “gönüllü vazgeçme” müessesesi kapsamında değerlendirilmelidir. Fail fiziksel temastan gönüllü vazgeçtiğinden cinsel istismardan ceza almaz; ancak sarf ettiği cinsel içerikli o ağır sözler mevcut haliyle TCK 105. maddedeki cinsel taciz suçunu kusursuz bir şekilde oluşturmuştur. Mahkemenin bu ince ayrımı gözetmeyip “çocuğun basit cinsel istismarı” maddesinden ceza vermesi usul ve yasaya aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi – Karar: 2015/7956 ).

Salt “Tanışmak İstiyorum” Mesajı Taciz Suçunu Oluşturmaz Olay gününde sanık, bir arkadaşı vasıtasıyla numarasını bulduğu ve aslında hiç tanımadığı mağdureye SMS yoluyla “tanışmak istiyorum” şeklinde mesajlar yollamıştır. Mağdure “seni tanımıyorum” diyerek onu reddetmesine rağmen, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) kayıtlarına göre sanık ısrarlı bir şekilde aramalarını sürdürmüştür. Mesajların içeriğinde cinsel bir öge bulunmadığı dikkate alındığında, sanığın sadece inatla arama eylemi TCK’nın 123. maddesindeki “kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçunu oluşturur. Suç vasfını tayin ederken hataya düşen mahkemenin cinsel tacizden hüküm kurması bir bozma nedenidir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/4167 E. , 2022/11300 K.).

Cinsel Taciz mi Yoksa Hakaret mi? (“Ücretin Neyse Ödeyelim”) Dosyadaki delillere göre sanık, kendi hattından mağdureye önce “Seninle tanışmak istiyorum müsaitsen sana maddi manevi hep yardımcı olabilirim” şeklinde bir mesaj yollamış, ardından sesli arama yaparak “Benimle tanış, gerçekte ücretin neyse ödeyelim, neyse verelim” demiştir. Sanığın attığı ilk mesajda doğrudan bir cinsel kavram yoktur; aradığında söylediği o çirkin sözler ise mağdurenin onurunu ve şerefini açıkça rencide ettiği için 5237 sayılı Yasa’nın 125. maddesinde yer alan “hakaret” suçunu meydana getirmektedir. Hal böyleyken, olayı cinsel taciz kapsamında değerlendirip mahkumiyet veren yerel mahkemenin kararı yasalara aykırıdır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/17893 E. , 2023/993 K.).

Şantajla Kamerada Soyundurulan Çocuğa Karşı İşlenen Suç (Taciz mi İstismar mı?) Tüm dosya muhteviyatına göre sanık; internet ortamında iletişim kurduğu mağdure ile hiçbir fiziksel (bedensel) temasa girmemiştir. Ancak sanık, elindeki fotoğrafları şantaj malzemesi yaparak (montajlayıp uygunsuz sitelere ve aileye yayacağını söyleyerek) mağdureyi tehdit etmiş ve internet üzerinden gerçekleştirilen görüntülü arama esnasında mağdurenin elbiselerini çıkarmasına ve kamera karşısında birtakım cinsel hareketler sergilemesine sebep olmuştur. Yerel mahkeme bu eylemi TCK 103/1 ve 103/4 uyarınca “çocuğun cinsel istismarı” sayıp ceza vermiştir. Fakat Yargıtay’a göre; arada hiçbir doğrudan veya dolaylı “bedensel temas” bulunmadığından ve sadece tehdit zoruyla kamera karşısında eylem yaptırıldığından, bu fiil hukuken TCK 105. maddedeki cinsel taciz suçunun sınırları içinde kalmaktadır. İstismar hükmü kurulması hatalıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi – Karar: 2016/2793).

“Sizi Şişireyim” Sözünün Birden Fazla Kişiye Söylenmesi (Zincirleme Suç) Katılan mağdure ve şikayetçi annesi ile yoldan geçerken motoruyla yanlarında duran sanık arasında bilinen hiçbir eski husumet yoktur. Müştekilerin tüm aşamalarda samimi ve tutarlı olan beyanlarına göre sanık onlara hitaben; “100 TL peşin para vereyim sizi şişireyim” demiştir. Sanık, bu çirkin sözü tek bir hareketle (aynı anda) birden fazla mağdura karşı söylediği için olayda TCK 43/1-2’de düzenlenen “aynı nev’iden fikri içtima” kuralı (zincirleme suç) mevcuttur. Sanığın TCK 105/1 kapsamındaki cinsel taciz suçundan ve 43. maddedeki zincirleme suç artırımıyla cezalandırılması gerekirken, mahkemenin delil takdirinde hataya düşerek beraat kararı vermesi usul ve yasalara kesinlikle aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi – Karar: 2015/7917).

Araç Arka Koltuğuna Davet ve Fiziksel Temasın Olmaması Sanık, arabasıyla ıssız bir alanda durduktan sonra, araca cinsel niyetle aldığı mağdura “Beni hoş tut, arka koltuğa geç pantolonunu çıkar ve orada bekle” şeklinde talimat vermiştir. Bu sözler üzerine korkan mağdur sağ kapıyı açıp kaçmış, sanık biraz kovalasa da mağdurun bir fabrikaya sığınması üzerine geri dönüp arabasıyla kaçmıştır. Eylem bir bütün halinde incelendiğinde; sanık ile mağdur arasında cinsel amaca yönelik hiçbir somut fiziksel (bedeni) temas yaşanmamıştır. Bu sebeple sanığın sözleri yalnızca TCK 105/1. maddesindeki cinsel taciz suçunu vücuda getirdiği halde, yerel mahkemenin suç vasfını “çocuğun cinsel istismarına teşebbüs” (TCK 103/1 ve 35/2) olarak yorumlayıp hüküm kurması yasalara aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi – Karar: 2014/11093).

Taciz ile Huzur ve Sükunu Bozma Arasında Fikri İçtima (Geçitlilik) Sanık, mağdurenin şahsi cep telefonunu farklı zaman dilimlerinde arayarak cevapsız çağrılar bırakmış ve ardından cinsel içerikler taşıyan mesajlar yollamıştır. Bu hareketlerin bütünü zincirleme şekilde TCK 105 uyarınca cinsel taciz suçunu meydana getirir. Somut bu olayda TCK 123. maddedeki “kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçu, asıl büyük suç olan cinsel taciz fiilinin içerisinde erimiş ve onun doğal bir unsuru (geçitli suç) haline gelmiştir. Bu kural gözetilmeyerek sanığa cinsel taciz cezasının üstüne bir de huzur ve sükun bozmaktan fazladan ceza kesilmesi usul ve yasalara taban tabana zıttır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi – Karar: 2015/7847).

Cinsel Saldırı Suçunun Cinsel Tacizi Tüketmesi (Kolundan Tutma Olayı) Tanık ve müşteki beyanlarıyla kesin olarak anlaşıldığı üzere sanık, mağdureye “Benim kendime ait evim var, sana da ev tutarım, gel benimle kal” diyerek sözlü cinsel tacizde bulunmuş, ancak eşzamanlı olarak mağdurenin kolundan sıkıca tutarak vücut dokunulmazlığını ihlal etmiştir (bedensel temas). Sözlü taciz ile fiziksel saldırı birleştiği an eylem doğrudan “cinsel saldırı” mertebesine yükselir. Dolayısıyla sanığın TCK 105’teki taciz maddesinden değil, doğrudan TCK 102/1 uyarınca “cinsel saldırı” suçu üzerinden daha ağır bir cezaya çarptırılması zaruridir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi – Karar: 2015/25817).

“Görüşelim, Buluşalım” Talebi Ne Zaman Suç Olur? Sanığın, kendisiyle bütün ilişkisini kesen ve kesinlikle artık görüşmek istemeyen mağdure katılan G.K.’ye telefon açarak ısrarla “Görüşelim, buluşalım” minvalinde sözler söylemesi, olayın gelişimine bakıldığında cinsel taciz suçunun sınırlarına girmektedir. Mahkemenin, bu somut gerçekliğe rağmen eylemi masumane sayarak beraat kararı tesis etmesi kanuna aykırılık oluşturur (Yargıtay 4. Ceza Dairesi – Karar: 2015/79).

“Kutup Yıldızım”, “Duam” Gibi Aşk Sözcükleri Taciz Değil Huzur Bozmadır Sanık …, yaklaşık iki ay boyunca aralıksız şekilde katılan …’nın cep telefonuna sevgi ve aşk dolu uzun mesajlar yollamıştır. Katılanın şikayeti üzerine alınan dökümlerde; “Bu büyük aşkıma karşılık vermesen bile bu ömürlük sevgim sana… Kabul olan duam günaydın”, “Gecenin zifiri karanlığında yoluma ışık olan kutup yıldızım, günaydın”, “Selam naber” tarzında romantik metinler tespit edilmiştir. Yargıtay’a göre bu mesaj içeriklerinde salt bir “cinsel arzu ve amaç” bulunmadığı çok açıktır. Dolayısıyla eylem bir bütün halinde sadece TCK 123’te düzenlenen “kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçunu oluşturur. Mahkemenin suç nitelendirmesinde hataya düşerek cinsel tacizden hüküm kurması yasalara aykırıdır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/13224 E. , 2023/1207 K.).

Cinsel İstismar ile Masumane Arkadaşlık Ayrımı TCK 103/1’de düzenlenen çocuğun basit cinsel istismarı suçunun tekemmül etmesi için, olayın doğasında ya bedensel bir cinsel temas bulunmalı ya da temas yoksa bile bu sözlü eylemin çocuğun ahlaki temizliğine yaptığı saldırının onu psikolojik olarak sömürecek boyutta (ağır etkili) olması şarttır. İncelenen dosyadaki telefon görüşme (dinleme) kayıtlarına göre; sanık ile mağdure arasındaki ilişki tamamen gönüllü ve masumane bir flört/arkadaşlık ilişkisi düzeyindedir. Sanığın çocuğa yönelik cinsel bir fiziki teması olmadığı gibi, TCK 105/1’in öngördüğü şekilde ahlaki nezaketi ihlal eden, edepsiz veya cinsel çağrışım yapan tek bir sözü de kayıtlara yansımamıştır. Kanuni unsurları dahi belirmeyen bir dosyada beraat yerine mahkumiyet vermek açıkça hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi – Karar: 2014/4678).

Sadece Sokakta Sessizce Takip Etmek Taciz Sayılmaz Sanık, okula gidiş geliş saatlerinde katılana yönelmiş, onu arkasından takip etmiştir. Ancak bu takip esnasında mağdura cinsel bir laf atmamış, taciz kastını ortaya koyacak herhangi bir fiziki işaret veya davranışta bulunmamıştır. Bu şartlar altında eylemin TCK 123 uyarınca “zincirleme biçimde kişilerin huzur ve sükununu bozma” kapsamında ele alınması gerekir. Hakimin bu ayrımı kaçırarak cinsel tacizden hüküm tesis etmesi kanuna muhalefettir (Yargıtay 14.Ceza Dairesi – Karar: 2014/1023).

Islık Çalıp “Gel” İşareti Yapmanın Niteliği Yolda tek başına yürüyen mağdureye arkasından ıslık çalan, ardından bedensel bir temas kurmamasına rağmen eliyle “bana doğru gel” işareti yapan ve mağdureyi evinin kapısına kadar yaya olarak takip eden sanığın eylemleri bir bütün olarak TCK 105/1 anlamında “cinsel taciz” suçunun tüm koşullarını sağlamaktadır. Mahkemenin bu bedensel temassız eylemi abartarak TCK 103/1 kapsamında “cinsel istismar” statüsünde yorumlayıp ağır ceza vermesi kanuna aykırı bir hatadır (Yargıtay 14.Ceza Dairesi – Karar: 2014/280).

Eski Sevgiliye Atılan Facebook Mesajları Sanık A., geçmişte duygusal ilişki yaşadığı eski kız arkadaşına (katılana) Facebook mecrası üzerinden peş peşe ve çok sayıda cinsel içerikli metin göndermiştir. Sanığın bu dijital eylemi, mağdurenin rızası dışında ve tamamen hukuka aykırı olarak cinsel saikle yapılmıştır. Fiziksel hiçbir temas barındırmasa dahi, bu eylemler TCK 105 kapsamında cinsel taciz fiilini eksiksiz olarak teşkil etmektedir. Yerel mahkemenin suçun oluştuğunu görmezden gelerek beraat kararına hükmetmesi hukuka bütünüyle aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi – Karar : 2016/25).

“Para Vereyim Edep Yerine Bakayım” (Şikayetten Vazgeçme) On iki (12) yaşındaki komşu kızı mağdurenin yanına gelen sanık, cebinden 5 TL çıkarıp çocuğa uzatmış, ardından “Sana bir 10 TL daha vereyim de göğüslerine ve edep yerlerine bakayım” demiştir. Sonrasında çocuğa fiziksel olarak hiç dokunmamış, kız da oradan uzaklaşmıştır. Eylemde temas olmaması nedeniyle fiil TCK 105/1’deki “takibi şikayete bağlı cinsel taciz” suçunu oluşturur. Yargılama aşamasında hem 12 yaşındaki mağdure hem de müşteki durumundaki ailesi sanıktan şikayetçi olmadıklarını beyan etmişlerdir. Şikayete tabi bir suçta şikayet geri çekildiğinde yasa gereği “davanın düşürülmesine” karar verilmesi emredici kural iken, mahkemenin suçun vasfını “basit cinsel istismar” sayıp ağır mahkumiyet vermesi hukuka aykırı ve bozma nedenidir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi – Karar: 2014/2381). (Not: Kanun değişikliği öncesi bu olay şikayete tabiydi, yeni yasa değişikliğiyle çocuğa karşı cinsel tacizler artık şikayete tabi değildir).

Apartman Görevlisinin Sözlü Tacizi (“Göğüsleriniz Çıkmış”) Sanık, kapıcılık (apartman görevlisi) yaptığı binada oturan mağdurelere uzaktan seslenerek; onlara hiçbir şekilde dokunmadan “Sizin göğüsleriniz çıkmış, bana göğüslerinizi gösterin ben de karşılığında size para vereyim” demiştir. Bu ifadeler temas içermediğinden ötürü TCK 105’teki cinsel taciz suçu sınırlarında kalmaktadır. Mahkemenin suçun mahiyetinde yanılarak bu temassız olaya “basit cinsel istismar” suçu diyerek hüküm kurması yasalara açıkça aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi – Karar: 2014/4932).

“Kucağıma Otur” Sözünün Bedensel Temas İçermemesi Mağdure A., mahkemedeki ve savcılıktaki tüm tutarlı yeminli ifadelerinde; sanığın kendisine “Gel kucağıma otur” şeklinde telkinde bulunduğunu, ancak kendisinin bu isteği reddederek sanığın kucağına oturmadığını beyan etmiştir. Eylemde kesinlikle bir bedensel temas yaşanmadığı için olay TCK 105. maddedeki cinsel taciz suçu çerçevesinde ele alınmalıdır. Mahkemenin, olayın yaşandığı net tarihi saptaması, şikayetin olaydan sonraki yasal 6 aylık süre zarfında yapılıp yapılmadığını denetlemesi, şikayet süresindeyse mahkumiyet vermesi, süreyi aşmışsa davayı düşürmesi gerekirken; olayı “çocuğun basit cinsel istismarı” boyutuna taşıyıp oradan hüküm kurması kanuna aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi – Karar:2017/2109).

İşyerindeki Hiyerarşi (Makam Nüfuzu) ve Cinsel Tacizin Nitelikli Hali TCK’nın 105. maddesinde yer alan nitelikli hallerden “hiyerarşi” ve kamu görevinin sağladığı otoritenin kötüye kullanılması durumu; fail ile mağdur arasında kurulu o çalışma ve güven ortamını zedeleyen çok ağır bir unsurdur. Üst mevkideki failin yarattığı o görünmez baskı, mağdurun bu taciz fiiline karşı koyma ve direnme direncini kırar; failin aynı çirkin eylemi defalarca tekrarlamasına uygun bir zemin hazırlar. “Aynı işyerinde çalışmanın kolaylığından faydalanma” hali de aynı şekildedir. Aynı ortamda zorunlu olarak mesai yapma gerekliliği, mağdurun failin kötü niyetini (kastını) baştan sezmesini güçleştirir ve mağduru yalnızlaştırır. Kamu görevlilerinin, devletin kendilerine verdiği bu “otorite zırhından” faydalanarak taciz eylemini icra etmeleri mağdurun psikolojik direncini adeta sıfırlar. Bu nitelikli halin tatbik edilebilmesi için; failin resmi bir devlet görevi ifa etmesi ve bu görevin getirdiği gücü, nüfuzu silah olarak kullanması elzemdir. Ancak yasa koyucu burada katı bir kural getirmemiştir: Mağdur ile fail arasında dikey bir “amirlik-memurluk” (ast-üst) hiyerarşisi olması şart değildir. Önemli olan, failin oturduğu koltuğun ve makamın niteliğinin mağdur üzerinde yarattığı o manevi baskının boyutudur (Yargıtay Ceza Genel Kurulu – Karar No: 2014/446).

Cinsel Saldırı (Tecavüz) ile Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarının Birlikteliği Sabah saat 06:30-07:00 sularında tek başına koşu (spor) yapan katılanın yanına yaklaşan sanık, konuşma isteğini iletmiştir. Katılanın hiç tanımadığı bu adamı reddedip koşusuna devam etmesi üzerine; sanık elindeki bıçağı çıkararak katılanı zorla kolundan kavramış ve kaçmasına mani olmuştur. Aralarında çıkan arbede sonucu yamaçtaki çalılıklara yuvarlanmışlar, sanık burada katılanın direncini zorbalıkla kırarak cinsel saldırıda bulunmuştur. Sanığın, en başında katılanın kolundan zorla tutup koşmasını engellemesiyle birlikte TCK’daki “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçu anında tamamlanmış ve tüm yasal unsurları oluşmuştur. Sanığın bu özgürlüğü kısıtlama fiiline devam edip sonrasında ayrı bir “cinsel saldırı” eylemine girişmesi, ilk suçun (hürriyeti yoksun kılmanın) eriyip kaybolduğu manasına gelmez. Cinsel saldırı başlayana kadar hürriyeti kısıtlama suçu için yeterli süre zaten akıp geçmiştir. Mahkemenin sanığa hem bıçak zoruyla kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmaktan hem de cinsel saldırı suçundan ayrı ayrı ceza kesmesi yerinde ve zorunlu bir karardır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu – Karar No: 2013/37).

Cinsel Taciz ve İftira Atıldığı İddiası Mağdurenin, hayatında hiç tanımadığı sanığa durduk yere iftira atması için elinde mantıklı, elle tutulur hiçbir neden yoktur. Mağdurenin emniyet ve mahkeme safhasındaki tüm ifadeleri birbiriyle uyumludur; sanığın kendi kullanımındaki telefondan mağdurenin cep numarasını birden çok kez aradığı HTS kayıtlarıyla sabittir ve dosyada atılan mesajın net içerikleri mevcuttur. Tüm bu somut deliller karşısında sanığın iftira iddiası geçersiz olup, cinsel taciz suçu ispatlanmıştır. 5237 sayılı TCK hükümleri doğrultusunda mahkumiyet kararı kurulması zaruridir (Yargıtay 5.Ceza Dairesi – Karar: 2005/22184).

Şüpheli İletişim, Çelişkili İspat ve “Şüpheden Sanık Yararlanır” İlkesi Müşteki, sanığın kendisini telefonla arayarak rahatsız ettiğini öne sürmüş olsa da; HTS dökümlerinde müştekinin, kendisine tacizde bulunduğunu iddia ettiği o kişiyle hayatın doğal akışına ters düşecek kadar çok uzun telefon görüşmeleri yaptığı saptanmıştır. Dahası müşteki, kocasının bu konuşmaları tesadüfen yakaladığı güne kadar hiçbir adli makama şikayet başvurusunda bulunmamıştır. Kendisini taciz ettiğini beyan ettiği adamla, karakola gidip şikayet verdikten sadece 1 saat sonra telefonda tam 228 saniye (neredeyse 4 dakika) konuştuğu anlaşılmıştır. Üstelik duruşma salonunda sanık “biz onun kendi rızası ve isteğiyle birlikte olduk” dediğinde, yüz yüze oldukları o salonda müşteki bu iddiaya karşı hiçbir itirazda bulunmamış, sessiz kalmıştır. Tüm bu karanlık noktalar, cinsel taciz iddiasının doğruluğu üzerinde devasa bir gölge oluşturmaktadır. Ceza hukukunun altın kuralı olan “şüpheden sanık yararlanır” prensibi gereğince, suç net ve kesintisiz olarak ispatlanamadığı için sanığa beraat kararı verilmesi en doğru hukuki adımdır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu – Karar No: 2014/188).

Eksik İnceleme: HTS Kayıtları Çıkarılmadan Hüküm Kurulamaz Yerel hakimlikçe sanığa cinsel tacizden hapis cezası kesilmiştir. Ancak sanık en başından beri istikrarlı savunmasında; on yedi (17) yaşındaki katılan mağdure ile Facebook (sosyal medya) platformu üzerinden arkadaş olduklarını, telefonda kendi rızaları çerçevesinde flört edip mesajlaştıklarını ve şikayete konu o mesajları da bu ikili ilişkinin doğal bir parçası olarak gönderdiğini iddia etmiştir. Bu hayati iddianın aydınlanması için; mahkemenin TİB’e (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı/BTK) müzekkere yazarak, olay tarihlerini kapsayacak şekilde sanık ile mağdurenin kullandığı telefon numaralarının HTS arama, aranma ve mesajlaşma dökümlerini (detaylı frekans kayıtlarını) istemesi ve bu veriler geldikten sonra delilleri tartarak bir sonuca varması gerekirdi. Eksik araştırma ve yetersiz delille yazılı mahkumiyet hükmü kurulması yargılamayı usulden sakatlar (Yargıtay 14. Ceza Dairesi – Karar:2016/604).

Kamerada Tehditle Soyundurma Eylemi İnternet Üzerinden Tacizdir Sanık, internet dünyasında tanıştığı henüz sekiz (8) yaşındaki bir kız çocuğuna, kendisini de 11 yaşında küçük bir kızmış gibi tanıtarak onu psikolojik olarak kandırmıştır. Ardından mağdureyi görüntülü görüşmeye (webcam) ikna ederek kamera önünde elbiselerini soymuş ve bazı uygunsuz davranışlar sergiletmiştir. Sanık, mağdurenin bedenine fiziksel olarak en ufak bir temasta bulunmamıştır. Bu sebeple mahkemenin, olayı “çocuğun basit cinsel istismarı” kalıbına sokup oradan hüküm kurması yasalara açıkça aykırıdır; zira dokunulmayan bu eylemde sanık yalnızca TCK md. 105/1’deki cinsel taciz suçunun hükümleri uyarınca cezalandırılmalıdır (Yargıtay 14.Ceza Dairesi – Karar: 2014/14781 ).

Adli Tıp Raporları, Rıza Tartışması ve Cinsel Saldırının İspatı Sanık, mağdure ile aralarındaki cinsel ilişkinin tamamen katılanın rızasına dayandığını savunusunda hep istikrarlı tutmuştur. Katılan ise mahkemenin farklı evrelerinde olayın oluş biçimi hakkında ciddi şekilde birbiriyle çelişen beyanlar vermiştir. Olayın yaşandığı (26.09.2010) günden sonra sanık ve katılanın iş yerinden beraber çıktıkları kamera veya tanıklarla sabittir ve bunu katılan da inkar etmemiştir. Katılan bu “zorla tecavüz” iddiasını ailesinden hep saklamış, ta ki 28.09.2010 tarihinde girdiği apandisit ameliyatı sonrasında narkozun getirdiği sersemlikle sayıklayana kadar kimseye bahsetmemiştir. Ailenin resmi şikayeti ancak olayın üstünden 10 gün geçtikten sonra (06.10.2010) yapılmıştır. Sanığın sırtındaki tırnak çiziklerinin hangi spesifik olayda oluştuğu Adli Tıp’ça saptanamamıştır. Ayrıca, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin hazırladığı genital muayene adli raporundaki saptamalar; ilk kez kendi rızasıyla ilişkiye giren her kadında görülebilecek standart anatomik bulgulardır (zorlama izi yoktur). Katılanın olaydan sonra psikolojisinin (ruh sağlığının) bozulması tek başına eylemin “zorla” yapıldığının kanıtı sayılmaz; nitekim 6. İhtisas Kurulunun raporunda bu psikolojik yıkımın doğrudan bu olaya bağlı olup olmadığı kesin olarak aydınlatılamamıştır. Katılanın duruşma salonunda sanığı görünce çığlıklar atıp kendini yerlere atması dahi hukuken tecavüzün kanıtı olamaz, çünkü önceki bir celsede aynı sanığın karşısında son derece sakin oturmuştur. Tüm bu kör noktalar yan yana geldiğinde; ortada sanığı hürriyeti tahdit ve cinsel saldırı suçlarından hapse atacak kadar net, kesintisiz ve şüpheden bütünüyle uzak bir ispat silsilesi yoktur. Bu karanlık tabloda evrensel ceza hukuku kuralı olan “Şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo)” ilkesi gereğince sanığa mahkumiyet verilemez (Yargıtay Ceza Genel Kurulu – Karar No: 2013/461).

Ayrı Ayrı İddianamelerde Gelen Zincirleme Taciz Fiilleri Sanık, zihninde canlandırdığı tek bir suç işleme kastı planı çerçevesinde; 05.11.2012 gecesi sokakta yaya yürüyen ve öğrenci yurduna gitmekte olan 21 yaşındaki genç kıza (müştekiye) laf atmış, “Yavrum” diye bağırıp gözü önünde pantolonunun fermuarını açmıştır. Müşteki korkup kaçmış ve ertesi gün şikayetçi olmuştur. Soruşturma devam ederken ve savcılık henüz o ilk eylemin iddianamesini yazmamışken; aynı sanık 15.11.2012 gecesinde (10 gün sonra) aynı sokakta denk geldiği aynı müştekinin üzerine tekrar yürüyerek yine fermuarını aşağı çekmiştir. Sanığın mağdureye karşı değişik tarihlerde gösterdiği bu iğrenç eylemler bütün halinde tek bir zincirleme suçtur. Mahkemenin, ayrı savcılardan gelen bu iki davanın birleştirilmesinin ardından; sanığa TCK 105/1 ile TCK 43/1 (zincirleme suç) artırımı uygulaması gerekirken, her iki fiili birbirinden tamamen bağımsız iki ayrı suç gibi görüp iki defa TCK 105/1’den ayrı ayrı hapis cezası kesmesi (fazla ceza tayini) hukuka bütünüyle aykırıdır (Yargıtay 14.Ceza Dairesi – Karar: 2016/601).

On İki Yaşındaki Çocuğa Yolda Soru Sormak ve Peşine Takılmak Dosyadaki sübuta eren olay örgüsüne göre; 12 yaşı içindeki mağdure dershane çıkışında eve yürürken yanına yaklaşan sanık ona “Meleği tanıyor musun?” diye bir soru yöneltmiştir. Çocuğun “hayır tanımıyorum” demesine rağmen sanık peşini bırakmamış, onu takip etmeye başlamış, zorla telefon numarasını istemiş ve “bir şeyler içip yeme” tekliflerinde bulunarak baskı yapmıştır. Sanığın bu eyleminde çocuğa yönelik hiçbir bedensel dokunuş yoktur. Çocuğu ahlaken rahatsız eden bu laubali davranışların, çocuk psikolojisi üzerinde ağır sömürü boyutunda (istismar seviyesinde) yıkıcı bir tesiri olduğu da kanıtlanamamıştır. Hal böyleyken fiil, en saf haliyle TCK 105/1. maddedeki cinsel taciz suçuna vücut verir. Mahkemenin suç niteliğinde hata yaparak “çocuğun basit cinsel istismarı” üzerinden çok daha ağır bir hüküm kurması usul ve yasaya aykırıdır (Yargıtay 14.Ceza Dairesi -Karar: 2014/8294).

Cinsel Taciz ve Huzur Bozma Arasındaki O İnce Hukuki Çizgi (YCGK Kararı) Sanık hakkında cinsel taciz suçlamasıyla kamu davası açılmış, lakin yerel mahkeme eylemi “kişilerin huzur ve sükununu bozma” olarak niteleyip sanığı TCK’nın 123/1, 53/1 ve (mükerrirlere özgü infaz rejimini tanzim eden) 58/6 maddelerinden toplam altı ay hapse mahkum etmiştir. Bu hukuki ihtilaf Yargıtay Ceza Genel Kurulunun önüne taşınmıştır. Türk Dil Kurumu literatüründe ‘taciz’ kavramı; “bunalmak, sıkıntı yaratmak, tedirgin etmek” şeklindedir. TCK Madde 105 gerekçesinde ise “mağdurun cinsel açıdan ahlak temizliğini bozacak şekilde rahatsız edilmesi” ibaresi kullanılır. Cinsel tacizin salt kelimelerle değil; el hareketleri, uçuk mektuplar, mesajlar, öpücük fırlatma, organ teşhiri ve ahlaksız birliktelik teklifleriyle gerçekleşebileceği öğreti ve içtihatlarda tartışılmaz bir gerçektir. Bu suçun kalbi “cinsel amaçla” ve “cinsel tatmin saikiyle” atılan adımlardandır (özel kast). Pencereye tırmanıp “içeri geliyorum” demekten tutun da, “aileni tanıyorum arabaya bin bir şey yapmam” demeye kadar pek çok eylem Yargıtay’ca cinsel taciz kabul edilmiştir. Peki olay ne zaman huzur ve sükununu bozma (TCK 123) olur? 123. maddedeki bu suç, bireylerin ruhsal ve psikolojik dinginlik içinde, kafa rahatlığıyla yaşama haklarını güvenceye alır. Burada cinsel bir gaye aranmaz; fail sadece ve “sırf karşı tarafın huzurunu kaçırmak, onu rahatsız etmek” özel kastıyla ısrarlı gürültü yapar, ısrarla zili çalar veya ısrarla arama yapar. Bu suç doğrudan kastla işlenir. Bu ince çizgiler ışığında olaya bakıldığında: Aralarında önceden hiçbir düşmanlık veya tanışıklık olmayan mağdure, sanığın telefonla evini defalarca arayıp “Ben geçerken uğrarım, çarşıda buluşalım, seni çok özledim evde misin canım, eve geliyorum” dediğini samimi ve tutarlı bir dille beyan etmiştir. Evdeki diğer tanıklar da bunu doğrulamıştır. Sanığın bu pişkin sözleri ve tacizkar aramaları bütünüyle “cinsel bir amaç” gütmektedir ve eylem düpedüz zincirleme (peş peşe) cinsel taciz suçudur. Hal böyle iken yerel hakimin eylemi basit “huzur bozma” boyutuna indirgeyerek karar vermesi açık bir isabetsizlik (hukuka aykırılık) olup bozma sebebidir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu – 2015/34 Karar).

Fiziki Temas Yoksa Cinsel İstismar ile Cinsel Taciz Ayrımı (Ayrı Zamanlarda İşlenme) Yasal çerçevede cinsel taciz suçu (TCK 105) ile cinsel istismar veya saldırı suçu (TCK 102-103) arasında doğrudan bir “geçitlilik” (önce taciz yapmadan istismara geçilmez gibi bir zorunluluk) yoktur. Zira bir suçun işlenmesi, diğerinin varlığını mecburi kılmaz. Ancak, bir cinsel istismar olayının hemen öncesinde, o anki sıcak arbedede veya olayın tam bitiş anında sarf edilen cinsel pis sözler veya temassız jestler “tüketen norm” kuralı gereğince istismar suçunun içine dahil edilir ve fail sadece tek bir istismar/saldırı suçundan cezalandırılır (Fahri Gökçen Taner, 2017, s.250; Tezcan/Erdem/Önok, 2017, s.399). Fakat olaylar arasında zaman farkı varsa durum değişir. Dosyaya konu olan olayda; katılan mağdure, sanığın işlettiği fırında çalışmaya başlamıştır. İlk on iki (12) günlük süreç boyunca sanık çocuğa sürekli “Bir tanem, fıstığım, cicim, benimle yat, arkada benimle kalır mısın” diyerek sözlü tacizde bulunmuş; bazı günlerde para üstü verirken çocuğun elini tutmuş, arkasından yaklaşıp bacağına veya göğsüne dokunmuştur. Olayın bardağı taşırdığı en son gün olan 25.04.2009 tarihinde ise sanık; oturan çocuğun yanına gelip sadece “Ne bakıyorsun, istiyorsan gel kucağıma otur” demiş ancak o gün hiçbir fiziksel temasta bulunmamıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun buradaki muazzam analizi şudur: Sanık, sözlü taciz fiilleri ile fiziksel taciz (istismar) fiillerinin tamamını aynı gün, aynı saat diliminde peş peşe yapmamıştır. Arada günlerce zaman farkı vardır. En son gün (25 Nisan) sadece sözle taciz etmiş, önceki günlerde ise hem taciz etmiş hem istismarda (dokunma) bulunmuştur. Eylemler zaman dilimi olarak birbirinden koptuğu için, sanığın TCK 43 kapsamında “zincirleme şekilde cinsel taciz” ve yine TCK 43 kapsamında “zincirleme şekilde çocuğun basit cinsel istismarı” suçlarından iki ayrı mahkumiyet alması yasal bir mecburiyettir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu – 2019/666 Karar).

Şikayetçi ile Sanık Arasındaki Yaş, Akrabalık Bağı ve Suç Kastı (YCGK Kararı) Tarafların mahkeme ve savcılık ifadelerine göre; sanık …, şikayetçi …’ın öz ağabeyinin kayınpederidir ve ailece görüşmektedirler. Suçun işlendiği dönemde şikayetçi genç kız 27 yaşında (bekar), sanık ise 50 yaşlarında ve evli bir adamdır. Aralarında geçmişe dayanan hiçbir manevi/duygusal bağ veya ilişki yoktur. Dosyada sabittir ki; sanık şikayetçi kızı ilk aramasında ona doğrudan “kanının kaynadığını, çok hoşlandığını ve kendisini sevdiğini” söylemiştir. Şok olan kız, durumu hemen gidip sanığın öz eşine yetiştirince ortalık karışmış, aile içinde adeta infial patlak vermiştir. Bunun üzerine sanık şikayetçi kızı ikinci kez aramış ve “Yürekten sevdim seni, olay çok büyüdü, nolur ailelere bunun bir yanlış anlaşılma olduğunu anlat” demiştir. Bu garip olay örgüsünde Yargıtay’ın tespiti nettir: Elli yaşındaki, akraba statüsündeki evli bir adamın, 27 yaşındaki bekar kıza “kanım kaynıyor” diyerek ilan-ı aşk etmesi kızın ahlaki temizliğini şok edici biçimde zedelemiş ve ilk arama anında cinsel taciz suçu tastamam oluşmuştur. Ancak ikinci arama, “hadi cinsel ilişkiye girelim” maksadıyla değil, “aman yuvam yıkılmasın, ortalığı yatıştır” telaşıyla (suç örtbas etme gayesiyle) yapıldığından bu ikinci konuşmada “cinsel maksat” kastı yoktur. Sadece ilk eylem cinsel taciz olduğundan, eylem zincirleme suça dönüşmez (TCK 43 uygulanamaz) ve fail tek bir cinsel tacizden ceza alır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu – Karar : 2018/601).

Öğrenciye Lisede Atılan Aşk Notları (“Seni Göklerde Görüyorum”) Onuncu (10.) sınıfta lise okuyan yaşı küçük mağdurenin tutarlı ifadeleri ve suça sürüklenen çocuk (SSÇ) konumundaki sanığın yarım ağızlı (tevilli) itiraflarına göre; sanık bu kız çocuğunu tam iki yıl boyunca okulda ve yolda saplantılı şekilde takip etmiş, sürekli karşısına çıkıp “seni seviyorum” demiş ve sırasının üzerine “seni seviyorum” yazan anonim kağıtlar bırakmıştır. Son olarak 21.12.2010 tarihinde sıraya; “…karanlığa bakarken bile seni gökyüzünde görüyorum, dünyadaki en güzelşeysin, kalbimde taşıyorum ismini güzelim, hep rüyalarımdasın…” şeklinde uzun ve abartılı bir aşk notu bırakmıştır. Sanığın hiçbir olumlu karşılık görmemesine rağmen yıllarca süren ve artık kızı bunaltan, sırnaşık bir seviyeye ulaşan bu inatçı davranışları hukuken net bir “cinsel taciz” suçu oluşturmaktadır. Mahkemenin, bu eylemleri masum bulup sanığa beraat vermesi kanuna aykırı ve oluşa ters bir bozma nedenidir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2014/3371 E. , 2015/5204 K.).

Cami İmamının Kuran Öğrencisine Attığı “Özlüyorum” Mesajları Narlıca beldesinde Diyanet görevlisi olarak imamlık yapan sanığın yanına, 2009 yazı tatilinde mağdure Kuran-ı Kerim eğitimi (yaz kursu) almak üzere gelmeye başlamıştır. Bu dini eğitim ortamında mağdureyi fark edip gizlice telefon numarasını alan sanık imam, ilerleyen günlerde çocuğun telefonuna “Seni çok özlüyorum, seni seviyorum” gibi mesajlar atmaya başlamıştır. Olayın çirkinliğini açığa çıkarmak isteyen mağdure, 30.01.2010 günü yanında şahitler varken imama bir cevapsız çağrı (çaldırıp kapatma) bırakmıştır. Bunu gören sanık imam hemen mağdureyi geri arayarak “Gel caminin tam arkasındaki evimin bahçesine, buluşalım” demiş; kızın “Orada ne yapacağız ki?” sorusuna ise arsızca “Sen bilirsin, ben senden çok hoşlanıyorum, seni çok seviyorum” yanıtını vermiştir. Eğitim/hizmet ilişkisinin güvenini ağır şekilde ihlal eden bu eylemler, bir bütün olarak TCK 105/1 ve 43/1 maddelerince “zincirleme cinsel taciz” suçunun kalbidir. Hakimin böylesine somut bir dosyada beraat vermesi tam anlamıyla hukuka aykırıdır (14. Ceza Dairesi 2013/2803 E. , 2014/12489 K.).

Banyoya Kadar Takip Edip “Neden Teklifimi Kabul Etmiyorsun” Demek Olay gününde şikayetçinin (mağdurenin) ikamet ettiği daireye gelen sanık, mağdureye “Seni seviyorum anlasana, neden benim bu teklifimi bir türlü kabul etmiyorsun” diyerek baskı kurmuştur. Sanığın o anki göz korkutucu tavrından ve ısrarından kurtulmak (araya mesafe koymak) amacıyla kaçarak evin banyosuna saklanan mağdurenin peşinden banyoya kadar giden ve orada da aynı teklifini küstahça yineleyen sanığın bu sınır tanımaz tutumu, atılı cinsel taciz suçunu şüphesiz biçimde işlediğinin en büyük kanıtıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2015/635 E. , 2018/123 K.).

“Seni Tanımak İsteyen Biri” Mesajları Sadece Huzur Bozmadır Dosyadaki resmi mesaj kayıtlarına göre fail; şahsi telefon hattından mağdure kadına şu şekilde seri SMS’ler yollamıştır: “Merhaba, ben seni tanımak isteyen biriyim”, “Eşinin şu an cezaevinde olduğunu biliyorum”, “Eğer sen de müsaade edersen tanışalım”, “Adımı veremem tam güvenene kadar tamam mı”, “Boşver hiç yazışmadık say oldu mu, özür dilerim hoşçakal”, “Tamam boşver kim olduğumu kafana takma ama seni gördüm çok güzelsin beğendim”, “Gnydn, soor”, “Benden sana zarar gelmez niye ne tepki vereceğini bilemiyorum”, “Ben sırf tanışmak niyetindeyim ama beni hemen tehdit ediyorsun, eğer rahatsızsan bir daha hiç mesaj atmam.” Mesaj dizisi dikkatle okunduğunda; sanığın kurduğu cümlelerin içerisinde cinselliği, şehveti veya cinsel arzuyu (tatmini) çağrıştıran tek bir somut kelime dahi yoktur. Tüm ifadeler tanışma çabası ve çekingenlik üzerinedir. Bu durumda TCK 105 kapsamındaki kanuni “cinsel kast” unsuru kesinlikle doğmamıştır. Lakin sanığın ısrarı ve verdiği rahatsızlık sabittir; bu yüzden fiil TCK 123. maddedeki kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun kapsamına girer. Mahkemenin suç nitelendirmesinde hataya düşerek sanığa cinsel tacizden hüküm kurması bariz bir bozma nedenidir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/3832 E. , 2022/3279 K.).

“Bekar Evindeki O Geceler” Yazısı Taciz Değil Açıkça Hakarettir Akraba olan iki kişi arasındaki husumette; katılanın öz dayısının kızı (kuzeni) olan sanık …, diğer sanık olan …’i gizlice azmettirmesi sonucunda katılanın yaşadığı apartmanın tam karşısındaki sokağın duvarına kocaman harflerle sprey boyayla: “Bekar evinde yaşadığımız o geceler çok güzeldi, gerçekten çok güzeldi Pakize” şeklinde bir ibare yazdırmıştır. Duvara yazılan bu çirkin ifadelerin asli gayesi sanığın cinsel arzularını tatmin etmek değil; o mahallede yaşayan mağdurenin onurunu, iffetini, itibarını ve şerefini o sokaktaki herkese karşı doğrudan lekelemektir (saldırı). TCK 105. maddedeki cinsel gaye unsuru burada yoktur. Bu fiil tamamen TCK 125 kapsamında hakaret suçunun sınırlarına girer. Yargılama makamının bu eylemi cinsel taciz olarak sınıflandırıp o maddeden mahkumiyet kararı vermesi usul ve yasalara aykırı olup bozulması gereken bir içtihattır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/10596 E. , 2022/11799 K.).

Sokakta Ticari Taksiyle Kornaya Basıp Islık Çalmak Ne Suçudur? Olay gününde şikayetçi (mağdure) yolun kaldırım kısmında normal bir şekilde yürümektedir. O esnada ticari taksi şoförlüğü yapan sanık, arabasıyla kızın yanına doğru yaklaşmış, hızını kesip ona oldukça rahatsız edici ve dik dik bakışlar fırlatmış; bununla da yetinmeyip camı açarak kıza ısrarla ıslık çalmış ve üst üste kornaya basmıştır. Tüm bu hareketler silsilesinde sanığın ağzından çıkan cinsel içerikli net bir söz veya fiziksel bir teklif/hareket yoktur (Örn: “Gel arabaya, öpücük vs” gibi). Salt rahatsız edici bakış, korna ve anlamsız ıslıktan ibaret bu kaba ısrarlı eylemin TCK 123 uyarınca sadece kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu meydana getirdiği unutulmamalıdır. Suçun vasfını (nitelendirmesini) tayin ederken yanlış bir yola giren mahkemenin, sanığa ağır bir suç olan cinsel taciz maddesinden hüküm kurması kanuna aykırıdır ve Yargıtay nezdinde bozma nedenidir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/10429 E. , 2022/8598 K.).

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir