Yakalama, Yakalamaya İtiraz ve Yakalananın Hakları

Ceza Muhakemesi Kanunu Kapsamında Yakalama Nedir? (CMK Madde 90 – 98)
Herhangi bir hâkim ya da mahkeme kararına dayanmaksızın, bir suç işlediği şüphesi taşıyan kişilerin hürriyetlerinin geçici bir süreliğine sınırlandırılması işlemine yakalama adı verilmektedir. Pratik uygulamalarda bu terim, sanık yahut şüphelinin fiili olarak alıkonulması durumunu açıklamak amacıyla tercih edilmektedir.

İlgili mevzuat olan Yakalama, İfade Alma ve Gözaltına Alma Yönetmeliği’nin 4. maddesine göre yakalama; bir suç işlediğine dair aleyhinde somut delil, emare, eser veya kuvvetli izler mevcut olan bir şahsın, muhafaza altına alınma ya da gözaltı süreçlerinden evvel, fiili ve geçici olarak özgürlüğünün kısıtlanıp denetim altında tutulmasını ifade etmektedir.

Özü itibarıyla bir koruma tedbiri sayılan yakalama, geçici bir karakter taşır. Koruma tedbirlerinin temel varlık sebebi; delillerin karartılmasını önlemek, şüpheli veya sanığın kaçışını engellemek ve ceza yargılamasının sıhhatli bir biçimde yürütülmesini sağlamaktır. Yakalama işleminde de bu genel amaçların ötesinde, şahsın ilerleyen aşamalarda tutuklanması veya gözaltına alınması hedeflerine ulaşmak için bir vasıta olma düşüncesi yatmaktadır.

Adli Yakalama Yetkisi Kimlere Aittir? (CMK Madde 90)

  1. Vatandaşlar (Herkes) Tarafından Gerçekleştirilen Yakalama: Suçun işlenmesinin ardından şahsın derdest edilmesi adli yakalama olarak adlandırılır. 5271 sayılı CMK’nın 90/1. maddesi uyarınca, resmi bir sıfatı bulunup bulunmadığına bakılmaksızın tüm vatandaşlar belirli durumlarda yakalama yetkisine sahiptir. Bu haller şunlardır:
    a) Şahsa bizzat suçu işlediği esnada rastlanmış olması,
    b) Suçüstü haliyle gerçekleşen bir eylem sebebiyle takip edilen şahsın kaçma ihtimalinin belirmesi veya o an için kimliğinin tespit edilme imkânının bulunmaması.
    Bu fıkra kapsamında vatandaşların yakalama yapabilmesi adına, işlenen suçun tamamlanıp tamamlanmadığı ya da teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığı herhangi bir önem teşkil etmemektedir.
  2. Kolluk Kuvvetleri Tarafından İfa Edilen Yakalama İşlemi: Suçüstü durumlarında her vatandaşta olduğu gibi güvenlik güçlerinin de (kolluk) yakalama hakkına sahip olduğu tartışmasızdır. Bununla birlikte kolluk personeli; yakalama emri yahut tutuklama kararı verilmesini icap ettiren ve müdahale edilmekte gecikilmesi halinde sakınca doğuracak durumlarda, derhal amirlerine veya Cumhuriyet savcısına ulaşma imkânı bulamıyorsa, her daim yakalama işlemini yapma yetkisini elinde bulundurur (CMK m.90/2).

İlgili Yönetmeliğin 5. maddesine göre polis, jandarma ve benzeri kolluk kuvvetleri şu hallerde doğrudan yakalama işlemi tesis edebilir:

Gecikmesinde tehlike bulunan ve amirlere ya da Cumhuriyet savcısına anında ulaşmanın mümkün olmadığı hallerde; yakalama emri yahut tutuklama kararı çıkarılması gereken kimseleri veya suçüstü durumu gibi acil hallerde suç işlediği ya da suça teşebbüs ettiği yönünde kuvvetli delil, eser, iz ve emare bulunan şüphelileri,

Kolluk güçlerinin usul ve yasaya uygun biçimde verdiği emirlere uymayanları ve alınan önlemlere itaat etmeyenleri,

Vazifesini ifa eden kolluk kuvvetine direnen, görevini engellemek amacıyla zor kullanan ve yakalanmadıkları takdirde bu taşkınlıklarına devam etme olasılığı barındıran şahısları,

Haklarında yetkili makamlarca yakalama emri, tutuklama kararı gibi yakalama hükümleri bulunanları veya kanunen aranan bir yükümlülüğü ifa etmedikleri için yakalanması emredilen kişileri,

Uyarıcı ve uyuşturucu madde kullanan, bu maddeleri bulunduran, alım veya satımını yapanları,

Çevreyi rahatsız edecek veya rezalet çıkaracak seviyede sarhoş olan kimseleri veya bu sarhoşluğun etkisiyle çevreye saldıranları,

Halkın sükununu ve huzurunu kaçıran, ikaz edilmelerine rağmen eylemlerini sürdüren, kavga eden veya başkalarına saldırmaya teşebbüs edenleri,

Toplum açısından tehlike yaratan ve ıslahı, eğitimi ya da tedavisi için yasal olarak bir kuruma yerleştirilme tedbiri alınan alkol/madde bağımlılarını, serserileri, bulaşıcı hastalık taşıyanları veya akıl hastalarını,

Mahkeme kararıyla benzer özel veya resmi kurumlara, çocuk bakım ve yetiştirme yurtlarına yerleştirilmesine ya da yetkili merci huzuruna çıkarılmasına hükmedilen küçükleri (çocukları),

Ülke sınırlarından içeri usule aykırı yollarla giren veya girmeye çalışan, haklarında geri verme yahut sınır dışı etme kararı tesis edilen şahısları yakalama salahiyetine sahiptir.

İlaveten, kolluk kuvvetlerince tanınan güvenilir şahısların tanıklığıyla veya geçerli bir kimlik belgesiyle kimliğini ispat edemeyenler yahut ibraz ettikleri belgelerin gerçekliğinden şüphe duyulan kimseler, gerçek kimlikleri saptanana veya aranan şahıslardan olup olmadıkları netleşene dek yirmi dört saati (24) aşmamak kaydıyla yakalanabilir ve muhafaza altına alınabilir. Bu durumdaki kişilere kimliklerini doğrulamaları için lüzumlu kolaylıklar sağlanır.

Şikâyete Tabi Suçlarda Yakalama Süreci
Soruşturulması ve kovuşturulması müştekinin (mağdurun) şikâyetine bağlanmış olan suçlarda, şikâyet hakkı kullanılmadığı sürece işlem yapılamaz. Dolayısıyla takibi şikâyete bağlı suç tiplerinde hiçbir kimsenin yakalama yapma yetkisi bulunmamaktadır. Söz gelimi, basit hakaret suçu işlendiğinde kolluk güçleri dahi herhangi bir vatandaş da hakaret eylemini gerçekleştiren kişiyi yakalayamaz.

Ancak bu kuralın bir istisnası vardır: CMK m.90/3 uyarınca; kendisini idare edemeyecek derecede malul, güçsüz, akıl hastası veya beden hastalığı bulunan kişilere ve çocuklara karşı işlenen suçüstü durumlarında, işlenen suçun takibi şikâyete bağlı olsa dahi yakalama işlemi şikâyet şartı aranmaksızın herkes tarafından derhal yapılabilir.

Yakalama İşleminin Türleri Nelerdir?

  1. Müzekkeresiz (Kararsız) Yakalama: Fiili koşulların yarattığı aciliyetten doğan ve suç şüphesi altındaki bireyin hürriyetinin derhal kısıtlanmasını gerektiren yakalama türüdür (CMK m.90/1-2). Herhangi bir vatandaş veya kolluk kuvveti (jandarma, polis) tarafından şüphelinin fiilen derdest edilmesi durumunu tanımlamak için müzekkeresiz yakalama tabiri tercih edilir.
  2. Müzekkereli Yakalama (Yakalama Kararı / Emri ile): Temel kural olarak; yapılan çağrılara icabet etmeyen ya da kendisine usulünce çağrı yapılamayan sanık veya şüpheliler hakkında yakalama emri çıkarılması suretiyle icra edilen işlemdir (CMK m.98).

Sulh Ceza Hâkimliğinin Müzekkeresi: Soruşturma aşamasında çağrı yapılamayan veya çağrıya uymayan şüpheli için, Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hâkimliği yakalama emri düzenleyebilir. Bunun yanı sıra, tutuklama talebinin reddedilmesine itiraz edilmesi halinde, itirazı inceleyen merci de yakalama emri verebilir (CMK m.98/1).

Kolluk veya Savcılığın Yakalama Emri: Ceza infaz kurumundan veya tutukevinden firar eden hükümlü/tutuklular ile yakalanmışken kolluk personelinin elinden kaçmayı başaran sanık/şüpheliler hakkında kolluk kuvvetleri ve Cumhuriyet savcıları tarafından da yakalama emri çıkarılabilir (CMK m.98/2).

Mahkeme Tarafından Verilen Yakalama Emri: Kovuşturma (yargılama) evresinde davaya bakan mahkeme, sanığın her an yakalama emri marifetiyle mahkemeye getirilmesine karar verme yetkisini haizdir (CMK m.199).

Kaçak Statüsündeki Şahıslar İçin Yakalama Emri: CMK m.247/1’e göre kaçak; hakkındaki kovuşturma veya soruşturmanın neticesiz kalmasını sağlamak maksadıyla yabancı bir ülkeye giden veya yurt içinde izini kaybettiren ve bu sebeple mahkeme ya da savcılık tarafından ulaşılamayan kimsedir. Bu kişiler hakkında kovuşturma evresinde hâkim ya da mahkeme tarafından re’sen (kendiliğinden) veya Cumhuriyet savcısının talebiyle yakalama emri tanzim edilir (CMK m.98/3). Ayrıca kaçaklarla ilgili genel tutuklama hükümleri çerçevesinde, mahkeme ya da sulh ceza hâkimliği tarafından şahsın yokluğunda (gıyabi) tutuklama kararı da çıkarılabilir (CMK m.248/5).

Yakalanan Şahsın Hâkim Karşısına Çıkarılma Süresi ve Serbest Kalma Şartları (CMK Madde 94)
Kovuşturma ya da soruşturma aşamasında mahkeme yahut hâkim kararıyla çıkarılan yakalama emrine istinaden yakalanan şahıs, en geç yirmi dört (24) saat içerisinde yetkili mahkeme veya hâkimin huzuruna çıkarılmak zorundadır (CMK m.94/1).

Eğer yakalanan şahıs bu 24 saatlik süre zarfında yetkili mahkeme veya hâkim önüne fiziken çıkarılamıyorsa; aynı süre içerisinde yakalandığı bölgedeki adliyede, eğer orada yoksa en yakın adliyedeki Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden yetkili merci tarafından ifadesi alınır veya sorgusu gerçekleştirilir (CMK m.94/2).

Sırf ifade alınması maksadıyla tanzim edilen yakalama emrine istinaden mesai saatleri dışında yakalanan bir kişi, belirlenen gün ve saatte ilgili yargı makamı huzurunda bulunacağına dair taahhüt verirse, Cumhuriyet savcısının emriyle serbest bırakılabilir. Ancak bu esneklik, her bir yakalama emri için sadece bir defaya mahsus uygulanabilir. Taahhüdünü ihlal eden kimselere ise, yakalama emrini çıkaran yer Cumhuriyet savcılığı tarafından bin Türk Lirası (1.000 TL) tutarında idari para cezası kesilir (CMK m.94/3).

Ayrıca, CMK 90/6. maddesi gereğince, yakalama emrinin çıkarılış amacına konu olan işlemin ifa edilmesiyle birlikte yakalama emrinin varlık sebebi ortadan kalkarsa; Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından söz konusu yakalama emrinin derhal iade edilmesi istenir.

Yakalama İşlemine, Emrine veya Kararına İtiraz Etme Hakkı (CMK Madde 91/5)
Yakalama işlemi, doğrudan kişi hürriyetine müdahale niteliği taşıyan bir koruma tedbiri olduğu için, yakalanan şahsın bizzat kendisinin veya kanunda sayılan yakınlarının bu karara itiraz etme hakkı bulunmaktadır.

  1. Kovuşturma (Dava) Aşamasında İtiraz: Mahkeme tarafından kovuşturma evresinde verilen yakalama emri, yargılanmakta olan sanığın özgürlüğünü kısıtlayan hukuki bir tedbirdir. Sanık, aleyhine verilen bu mahkeme kararına karşı itiraz yoluna gidebilir. Bu süreçte ceza muhakemesindeki genel itiraz kanun yolu hükümleri tatbik edilir.
  2. Soruşturma Aşamasında İtiraz: Soruşturma evresinde gerçekleştirilen yakalama işlemine karşı, kişinin derhal hürriyetine kavuşmasını sağlamak gayesiyle aşağıda sayılan kişiler itirazda bulunabilir (CMK m.91/5):

Yakalanan şahsın bizzat kendisi,

Yakalananın avukatı (müdafii),

Yakalananın kanuni temsilcisi (Örneğin; yaş küçüklüğünde anne/baba veya vesayet durumunda vasi),

Yakalanan şahsın eşi,

Yakalananın birinci ve ikinci derece kan hısımları (anne, baba, büyükanne, büyükbaba, kardeş, torun).

Bu kişiler, derhal serbest bırakılma talebiyle sulh ceza hâkimliğine başvurabilirler. Sulh ceza hâkimi, kendisine ulaşan bu itirazı evrak üzerinden inceler ve yirmi dört saati dolmadan ivedilikle karara bağlar. Eğer hâkim yakalama işleminin hukuka uygun ve yerinde olduğuna kanaat getirirse itirazı reddeder; aksi takdirde şahsın ve soruşturma evraklarının derhal Cumhuriyet savcılığında hazır edilmesine hükmeder.

Tutuklamaya Yönelik Yakalama Kararına İtiraz: Uygulamada sıkça karşılaşıldığı üzere, soruşturma yahut kovuşturma aşamalarında sanık veya şüphelinin gıyabında (yokluğunda) “tutuklamaya yönelik yakalama kararı” tesis edilebilmektedir. Her ne kadar bu karar kişinin yokluğunda verilse ve evrakta itiraz kanun yolu açıkça belirtilmese de, hukuki bağlamda bir koruma tedbiri olması hasebiyle ilgililerin bu karara itiraz etme hakkı mahfuzdur. İtiraz mekanizması, CMK 267 ve devamındaki maddelerde düzenlenen genel itiraz prensipleri ışığında işletilir.

Yakalanan Şahsa Kelepçe Takılmasının Yasal Koşulları
Bir noktadan başka bir noktaya transfer edilen yakalanmış kişilere her durumda kelepçe takılması kanunen zorunlu bir uygulama değildir. Yakalandıktan sonra adliyeye veya farklı bir konuma sevk edilen şüphelilere yalnızca şu spesifik hallerde kelepçe takılabilir (CMK m.93):

Şahsın kaçacağına dair kuvvetli belirtilerin var olması,

Şahsın kendi beden bütünlüğü ile hayatına veya çevresindeki diğer kişilerin güvenliğine karşı tehlike oluşturduğuna dair emarelerin bulunması.

Yakalama İşleminin İcrası ve Yakalanan Kişinin Yasal Hakları
İlgili Yönetmeliğin 6. maddesi gereğince, yakalanan şahsın başkalarına veya kendisine zarar vermesini engellemek ve kaçmasının önüne geçmek için öncelikle kaba bir üst araması yapılır ve şahsın silah veya benzeri tehlikeli unsurlardan arındırılması temin edilir.

Yakalama faaliyeti icra edilirken suçun delil, eser ve emarelerinin bozulmasını yahut yok edilmesini engelleyecek tüm güvenlik tedbirleri alınmalıdır.

İşlenen suçun türüne bakılmaksızın, yakalanan şahsa; yakalanma nedeni, hakkındaki iddialar, susma hakkı, avukattan (müdafi) faydalanma hakkı ve yakalamaya itiraz hakkı başta olmak üzere tüm yasal hakları ile bu hakları ne şekilde kullanabileceği muhakkak yazılı olarak, bunun o an mümkün olmadığı durumlarda ise derhal sözlü olarak tebliğ edilir.

Eğer yakalama işlemi kolluk personeli tarafından icra edilmişse, uygulanan önlemler ve yakalanan kişi hakkındaki bilgiler vakit kaybetmeksizin Cumhuriyet savcısına aktarılır. Yakalamadan ve gözaltı süresinin uzatıldığı bilgisinden, Cumhuriyet savcısının emriyle gecikme olmaksızın, yakalananın belirlediği bir kişiye veya yakınına haber verilir.

Yakalama faaliyeti mutlaka bir tutanağa dökülmelidir. Bu resmi tutanağa; yakalamanın hangi koşullarda, hangi zaman diliminde, hangi mekânda ve kimler tarafından yapıldığı, yasal hakların şahsa tam olarak anlatıldığı, hangi kolluk görevlisince tespit işlemlerinin yapıldığı ve hangi suç isnadı nedeniyle yakalama yapıldığı açıkça yazılır. Tutanağın bir sureti yakalanan kişiye teslim edilir. İlave olarak, şahsın haklarının kendisine yazılı biçimde bildirildiğini ve bunları anladığını teyit eden “Yakalama ve Gözaltına Alma Tutanağı Şüpheli ve Sanık Hakları Formu” tanzim edilerek imzalı bir kopyası şahsa sunulur.

CMK mevzuatı gereği; suçu işlerken denk gelinmesi, suçüstü halindeyken izlenen kişinin kaçma ihtimalinin bulunması veya kimliğinin hemen tespit edilememesi nedenleriyle vatandaşlarca yakalanıp kolluğa teslim edilenler ile bu gibi acil durumlarda kolluk güçlerince yakalananlar veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde amirine veya savcıya ulaşamayan kolluk tarafından derdest edilen kişiler hakkında Cumhuriyet savcısına hemen malumat verilerek onun emirleri doğrultusunda işlem yapılır. Savcı tarafından verilen sözlü talimat, en kısa sürede yazılı forma dönüştürülüp en hızlı iletişim aracıyla kolluğa iletilir; aksi takdirde ilgili personelce alınmasına hazır edilir. Ancak kolluk kuvveti, işlemleri aksatmamak adına emrin yazılı hale gelmesini beklemeden sözlü talimatı derhal ifa eder.

Yakalanan şahıs, Cumhuriyet savcısının emri ile serbest bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanabilmesi maksadıyla gözaltına alınır.

Yönetmeliğin 6. maddesi uyarınca, muhafaza altına alma maksadıyla yakalanan şahıslara da bu fıkra hükümleri uygulandıktan sonra, yakalama sebebi ve itiraz yolları derhal izah edilir. Islah veya tedavi kurumlarına götürülmesi icap eden şahısların ilgili kurumlarca teslim alınması sağlanır. Eğer kurum teslim almazsa, durum bir tutanakla tespit edilerek tutanağın sureti mülki amire sevk edilir.

Yakalanan Şahsın Yakınlarına Bilgi Verilmesi (Yönetmelik Madde 8)
Yakalanan bir kişinin; gözaltına alındığı, yakalandığı veya gözaltı süresinin uzatıldığı bilgileri, Cumhuriyet savcısının emriyle vakit kaybedilmeden şahsın bizzat belirteceği bir kişiye ya da bir yakınına bildirilir.

Bu bildirim işlemi şu usullerle gerçekleştirilir:

Yakalanan kişinin yanında o an başka biri bulunuyorsa, doğrudan bu kişi vasıtasıyla,

Şahıs yakalandığı veya suçun işlendiği bölgede ikamet ediyorsa ve bildirim yapılacak kişinin telefon numarasını biliyorsa veya kolluk tarafından farklı yollarla tespit edilebiliyorsa telefon vasıtasıyla,

Haber vereceği yakınının telefon numarasını bilmiyorsa, ilgili yerin kolluk gücü vasıtasıyla,

Kişinin konutu suç mahalli dışındaysa, ikametgâh adresindeki kolluk birimiyle ilişki kurularak veya telefon vasıtasıyla.

Şayet gözaltına alınan veya yakalanan şahıs yabancı uyruklu ise ve yazılı olarak karşı çıkmazsa, durum derhal vatandaşı bulunduğu devletin konsolosluğuna veya büyükelçiliğine haber verilir. Kişi hakkında muhafaza altına alma işlemi uygulandıysa, şahsın yakalandığı bilgisi kendi istediği kanuni yakınlarına derhal ulaştırılır.

Yakalanan Şahsın Sağlık Kontrolünden Geçirilmesi ve İlgili Hakları
Yakalanan şahıs gözaltına alınacaksa yahut zor kullanılarak yakalanmışsa, kişinin derhal bir hekim kontrolünden geçirilerek o anki (yakalanma anındaki) sağlık durumu tıbben kayıt altına alınır.

Bunun yanı sıra, gözaltındaki şahsın yerinin değiştirilmesi, gözaltı müddetinin uzatılması, adli makamlara sevk edilmesi veya serbest bırakılması işlemlerinden önce de mevcut sağlık durumu bir hekim raporuyla tespit edilir.

Gözaltı sürecinde sağlık durumu şüphe uyandıran veya herhangi bir nedenle bozulan kişiler hiç bekletilmeden hekim kontrolüne sunulur ve gerekiyorsa tedavileri yaptırılır. Kronik bir rahatsızlığı bulunan gözaltındaki şahısların talep etmeleri durumunda, resmi hekimin gözetiminde kendi şahsi hekimlerinin de muayene ve tedaviye katılması sağlanır.

Gözaltındaki şahsın ifadesini alan veya soruşturmayı yürüten kolluk personeli ile kişiyi tıbbi muayeneye götüren kolluk personelinin farklı olması zorunludur. Personel yetersizliği nedeniyle farklı memurun bulunamaması halinde, bu durum belgelendirilir. Tıbbi muayene, tedavi ve kontroller resmi sağlık kuruluşları veya adli tıp kurumu bünyesinde icra edilir.

Hekim raporları daima üç nüsha halinde düzenlenir. Raporu hazırlayacak sağlık birimine, kolluk personeli tarafından şahsın nezarethaneye giriş raporu için mi yoksa çıkış raporu için mi getirildiği yazılı olarak bildirilir.

Yakalama veya nezarethaneye giriş raporlarının bir nüshası raporu tanzim eden hastanede muhafaza edilir, ikinci nüshası gözaltına alınan şahsa, üçüncü nüsha ise soruşturma dosyasına eklenmek üzere ilgili kolluk görevlisine teslim edilir.

Yer değişikliği, gözaltı uzatma veya nezarethaneden çıkış aşamalarında düzenlenen hekim raporlarından; bir nüsha yine sağlık kuruluşunda kalırken, diğer iki nüsha kurum tarafından kapalı ve mühürlenmiş bir zarf içinde en seri şekilde ilgili Cumhuriyet başsavcılığına iletilir. Savcı bu nüshalardan birini şüphelinin bizzat kendisine ya da vekiline verir, diğerini ise soruşturma dosyasına koyar. Bu raporların düzenlenmesinde ve başsavcılığa yollanmasında 5271 sayılı CMK’nın 157. maddesinde yer alan gizlilik kurallarına riayet edilir ve sağlık kuruluşlarınca bu amaçla gerekli tedbirler alınır.

Hekim, muayene esnasında 5237 sayılı TCK’nın 94. maddesindeki işkence, 95. maddesindeki neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence veya 96. maddesindeki eziyet suçlarının işlendiğine dair herhangi bir bulguya rastlarsa, keyfiyeti derhal Cumhuriyet savcısına bildirmekle yükümlüdür. Bu senaryoda işlem, Ceza Muhakemesinde Beden Muayenesi, Genetik İncelemeler ve Fizik Kimliğin Tespiti Hakkında Yönetmelik m. 7 ve 8 uyarınca yapılır.

Muayenenin genel prensibi, hekim ile muayene edilen şahsın yalnız kalmaları ve işlemin hasta-hekim mahremiyeti çerçevesinde yürütülmesidir. Ancak hekim, kişisel güvenliğinden endişe ediyorsa muayenenin kolluk personelinin gözetimi altında yapılmasını talep edebilir. Bu istek belgelendirilerek yerine getirilir. Bu durumda şahsın talebi halinde müdafii de (avukatı), muayene sırasında gecikmeye mahal vermemek şartıyla hazır bulunabilir.

Kadın şüphelilerin muayenesi, talepleri doğrultusunda ve olanaklar elverdiğinde bir kadın hekim tarafından gerçekleştirilir. Eğer kadın hekim mevcut değilse, muayene esnasında hekimin yanında sağlık sektöründe çalışan bir başka kadın personelin bulunmasına özen gösterilir.

Nezarethaneye Konulma Öncesi Gerçekleştirilen Güvenlik Araması
Gözaltı birimine intikal ettirilen kişi hakkında şu hükümler tatbik edilir:

Zorunlu olarak tahsis edilen yerlere veya nezarethaneye alınmadan evvel şahıs usulüne uygun şekilde aranır. Şayet şahıs kadınsa, üst veya vücut araması kesinlikle bu iş için görevlendirilecek bir kadın personel veya diğer bir kadın tarafından yapılır.

Şahsın kendisine zarar verme ihtimalini ortadan kaldırmak için kravat, kemer, ip, kesici ve delici aletler gibi eşyalar üzerinden alınır.

Şahsın üzerinden çıkan nakit para ve şahsi eşyalar muhafaza altına alınır. Paranın miktarı, cinsi, seri numaraları; eşyaların markası ve vasıfları tutanakla tespit edilir ve bu tutanağın bir sureti üstü aranan şahsa verilir.

Vatandaşların Yakalama Yapma Yetkisine Dair Emsal Yargıtay Kararı
Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin 2017/4542 numaralı Kararına konu olan olayda; sanık konumundaki koca, kendi evlerine ait yatak odasında eşiyle ilişkiye giren mağduru çıplak vaziyette yakalamıştır. Mağdurun, olayın tanıklarının ve savunmanın anlatımlarına ile tüm dosya kapsamına göre; sanığın, konut dokunulmazlığını ihlal eden mağdurun olay yerinden kaçmasını engellemek amacıyla onu bir iple bağlayıp çağırdığı polislere teslim ettiği anlaşılmıştır. Yargıtay, 5271 sayılı CMK’nın 90/1. maddesi gereğince, suçu işlerken denk gelinen veya suçüstü eyleminden dolayı kaçma şüphesi barındıran şahısların herkes tarafından geçici olarak yakalanabileceğine işaret etmiştir. Bu sebeple, kendisine karşı gerçekleştirilen haksız fiil sırasında mağduru bağlayıp kolluğa teslim eden sanığın bu eyleminde bir “hukuka uygunluk nedeni” bulunduğundan, beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyetine hükmedilmesi bozma nedeni sayılmıştır.

Yakalama İşlemi, Kararı ve Emrine Dair Sıkça Sorulan Sorular
Yakalama Kararının Kaldırılması Ne Demektir?
Hakkında yakalama emri tesis edilen kişinin işlemlerin ardından serbest bırakılması halidir. Kararın kaldırılmasıyla birlikte şahıs, yargılamanın hangi aşamasında olursa olsun özgürlüğüne kavuşur. Şahıs kolluk aşamasında nezaretteyse oradan salıverilir, mahkeme ya da savcılık aşamasındaysa adliyede serbest bırakılır.

Yakalama Kararı Nasıl İptal Edilir / Kaldırılır?
Yakalanan kişinin veya kanunla yetkilendirilmiş bazı yakınlarının bu karara ya da emre itiraz etme hakkı mevcuttur. Bu hak kullanılarak ilgili karar kaldırtılabilir. İtiraz mekanizması işletildiğinde, başvuruyu inceleyen yetkili merci işlemin yerinde olup olmadığını denetler. Talep yetkili mahkeme tarafından yerinde görülürse ve işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılırsa karar kaldırılır ve şahıs serbest bırakılır.

Yakalama Kararı veya Emri Kaç Günde Çıkarılır?
Bu kararın çıkması için yasal olarak belirlenmiş sabit bir gün sayısı yoktur. İşleyişte; mahkeme aşamasında (kovuşturmada) sanığa ilk duruşma davetiyesi yollanır, tebligata rağmen gelmezse ikinci duruşmada zorla getirme ara kararı verilir, şayet üçüncü duruşmada da bulunmazsa doğrudan yakalama kararı çıkartılır. Savcılık aşamasında da (soruşturmada) benzer bir usul gözetilir. Ancak bazen suçun türü, delillerin yok edilmesi riski veya kaçma şüphesi gibi acil nedenlerle beklemeden doğrudan da yakalama emri verilebilmektedir.

Yakalama Kararı Hangi Sistemlerde Görülür?
Kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadığı için yakalama kararları e-Devlet Adli Sicil (Sabıka) kaydında çıkmaz. Ancak UYAP bilişim sistemine anında kayıt edildiği için polis ve jandarmanın GBT (Genel Bilgi Toplama) sisteminde anında görülür.

Mahkemeden Çıkan Yakalama Kararı Ne Zaman GBT’ye Düşer?
Mahkemenin verdiği kararlar saniyesinde GBT’ye yansır. Duruşma biter bitmez mahkeme personeli (kalem) tarafından UYAP sistemine işlenen karar, o an itibarıyla GBT kayıtlarına geçmiş olur.

Hakkımda Yakalama Emri Olup Olmadığını Nasıl Öğrenebilirim?
Eğer devam eden bir mahkeme davanız varsa, avukatınız aracılığıyla mahkeme dosyasını tetkik ettirerek hakkınızda karar olup olmadığını kolayca öğrenebilirsiniz. Savcılık aşamasında ise bizzat soruşturma dosyasının incelenmesi yoluyla şüpheli hakkında bir yakalama emri olup olmadığı anlaşılabilir.

Yakalama Kararı Hangi Durumlarda Düşer?
Kararı çıkaran makamın (savcılık, hakimlik veya mahkeme) kararı geri alması (iptali) ile yakalama kayıtları silinir. Ayrıca aşağıdaki durumlarda da karar otomatik olarak düşer:

Kişinin yakalanarak yetkili birime teslim edilmesi,

Yakalanmadan geçen süreçte yapılan soruşturma neticesinde savcılığın takipsizlik kararı (KYOK – kovuşturmaya yer olmadığına dair karar) vermesi,

Mahkeme sürecinde sanığın beraat etmesi, davanın reddedilmesi veya kamu davasının düşmesi.

Yakalama Kararı e-Devlet Kapısında Görünür mü?
Hayır, doğrudan e-Devlet ekranlarında görüntülenemez. Ancak, vatandaşlar e-Devlet şifrelerini kullanarak UYAP Vatandaş Portalı’na girip, kendi adlarına açılmış mahkeme dosyalarının içine bakarak yakalama emri olup olmadığını görebilirler. Soruşturma (savcılık) evresindeki yakalama kararları ise gizli olduğu için hiçbir şekilde UYAP veya e-Devlet üzerinden sorgulanamaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir