Adli Sicil Kaydının Silinmesi

Adli Sicil (Sabıka) Kaydı Nedir ve Hukuki Niteliği Nasıldır?

Hakkında yürütülen yargılama neticesinde mahkemeler tarafından verilip kesinleşen güvenlik tedbirleri ile ceza yaptırımlarına dair bilgilerin resmi olarak muhafaza edildiği veri tabanına “adli sicil” adı verilmektedir. Adli sicil kaydı, en temel tabiriyle, bir bireyin devletin resmi kayıtlarında yer alan suç geçmişidir. Toplum içinde ve günlük dilde bu resmi belge çoğunlukla “sabıka kaydı” olarak da isimlendirilmektedir.

Bir şahsın işlediği herhangi bir yasadışı eylem sebebiyle çarptırıldığı cezanın yahut güvenlik tedbirinin bu resmi sicile işlenebilmesi için, verilen mahkeme kararının hukuken kesinleşmiş olması zorunludur. Henüz kesinleşme aşamasını tamamlamamış, itiraz veya temyiz süreci devam eden mahkeme kararları hiçbir surette adli sicil kaydında görünmez.

Temel hukuk kuralı olarak; bir güvenlik tedbiri veya ceza yaptırımı barındıran bütün mahkûmiyet kararları adli sicil kaydına işlenmektedir. Ancak bunun önemli bir istisnası vardır: Şayet mahkeme sanık hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı tesis etmişse, bu hüküm standart adli sicil kaydına yansımaz. HAGB kararları hukuki statü bakımından henüz doğmuş bir mahkûmiyet olarak değerlendirilmediğinden, bu tür kararlar tamamen ayrı ve kapalı bir sisteme kaydedilirler.

Adli Sicil Kaydına Hangi Veriler ve Kararlar İşlenir?

  1. Verilen tüm hapis cezası mahkûmiyetleri doğrudan sicile kaydedilir. Şahıs, hapis cezasının infazı için ceza infaz kurumuna girdikten belirli bir süre sonra koşullu (şartlı) salıverilme hakkı kazanarak tahliye edilmişse, bu tahliye kararı da sicile işlenir. Aynı şekilde, şartlı salıverilme sonrasındaki denetim süresinin uzatılmasına veya şartlı tahliye kararının iptal edilerek geri alınmasına yönelik kararlar da adli sicil kaydında yer alır.
  2. Hükümlü, çarptırıldığı hapis cezasının yasal infaz sürecini bütünüyle tamamlamışsa, cezanın infaz edildiğine (tamamlandığına) dair resmi bilgi de adli sicil kaydına düşülür.
  3. Hükmedilen hapis cezası ertelenmişse; cezanın ertelendiği bilgisi ve şahsın tabi tutulduğu yasal denetim süresi mutlaka kayda geçer. Bunun yanı sıra, denetim süresinin iyi halli ve yükümlülüklere uygun bir biçimde tamamlanması sonucunda cezanın infaz edilmiş sayılacağı bilgisi de sicile işlenir. Şayet hükümlü, denetim süresinin şartlarını ihlal eder ve ertelenen cezanın fiilen cezaevinde çektirilmesine hükmedilirse, bu iptal kararı da derhal adli sicil kaydına yansıtılır.
  4. Adli Para Cezası içeren mahkûmiyet kararlarına dair detaylar da sicile işlenmektedir. Söz konusu para cezası fail tarafından ödenmişse cezanın ödeme yoluyla infaz edildiği; eğer ödenmemiş ve tazyik hapsine çevrilerek kısmen yahut tamamen çektirilmişse bu durum da adli sicile kaydedilir.
  5. Verilen kısa süreli hapis cezalarının yasa gereği seçenek yaptırımlara (örneğin kamuya yararlı bir işte çalışma) çevrilmesi halinde, bu kararlar da sicilde yerini alır.
  6. Belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmayı gerektiren istisnai durumlar veya mahkûmiyet kararıyla bağlantılı olarak; belli bir yetkinin veya hakkın kullanımının engellenmesi, belirli bir sanat veya mesleğin icra edilmesinin yasaklanması ya da ehliyetin (sürücü belgesinin) geri alınması yönündeki kararlar adli sicile işlenir.
  7. Bir Türk vatandaşı hakkında, yabancı ülke mahkemeleri tarafından verilip kesinleşen bir mahkûmiyet kararının, Türk hukuku nezdinde yarattığı hak yoksunluklarına dair; Cumhuriyet savcısının talebiyle Türk mahkemelerince verilen kararlar da sicile kaydedilir.
  8. Bir ceza mahkûmiyetini tüm hukuki neticeleriyle birlikte ortadan kaldıran; etkin pişmanlık veya şikâyetten vazgeçme sebepleriyle tesis edilen kararlar adli sicile işlenir.
  9. Ceza zamanaşımı süresinin dolduğuna hükmeden mahkeme tespit kararları adli sicil kaydında yer alır.
  10. Özel veya genel af ilanına dair çıkarılan kanunlar ile Cumhurbaşkanlığı makamınca verilen özel af kararları sicile işlenmektedir.
  11. Askerî Ceza Kanunu mevzuatına göre verilen mahkûmiyet kararlarının içerdiği ferî (ek) cezalar adli sicil kayıtlarına işlenir.

Hangi Kararlar Adli Sicil ve Arşiv Kaydında Görünmez?

  1. Sırf askerî suçlar ile disiplin suçlarına yönelik olarak verilen mahkûmiyet kararları adli sicil kayıtlarında yer bulmaz.
  2. Tazyik hapsi veya disiplin hapsi niteliğindeki yaptırım kararları bu sicile kaydedilmemektedir.
  3. Kesilen idarî para cezalarına ilişkin kararlar (örneğin trafik cezaları, kabahatler kanunu cezaları) adli sicil kaydına işlenmez.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ve Adli Sicil İlişkisi

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi yönündeki mahkeme kararları, standart adli sicil sistemine değil, bu kararlara özgülenmiş tamamen ayrı ve özel bir sisteme kaydedilir. Bir vatandaş e-Devlet üzerinden veya adliyeden olağan bir adli sicil (sabıka) kaydı belgesi çıkardığında bu HAGB bilgileri belgede görünmez. HAGB kayıtları gizlidir ve ancak bir kovuşturma yahut soruşturma süreciyle bağlantılı olması şartıyla; hâkim, mahkeme, askerî savcılık, askerî hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resmi yollarla talep edildiğinde görülebilmek üzere bu özel sisteme kaydedilir.

Adli Sicil (Sabıka) Kaydı Hangi Şartlarda ve Ne Zaman Silinir?

Adli Sicil Kanunu, bu kayıtların hangi sürelerde ve ne şekilde silineceğini net bir biçimde düzenlemiş; uygulamada karşılaşılan bazı belirsizlikler ise Yargıtay’ın emsal içtihatlarıyla çözüme kavuşturulmuştur. Buna göre bir adli sicil kaydı şu hallerde silinir:

  1. Hükmedilen güvenlik tedbirinin veya cezanın infaz süreci tamamen bittiğinde, adli sicil kaydı kendiliğinden (otomatik olarak) silinir ve bu veriler doğrudan “arşiv kaydına” aktarılır. İnfazın tamamlanması kavramından kasıt; yaptırım bir hapis cezasıysa bihakkın (koşulsuz) tahliye olunan tarih yahut belirlenen denetim süresinin bittiği tarihtir. Yaptırım bir adli para cezasıysa, paranın tamamen ödendiği gün veya ödenmeyip tazyik hapsine dönüştürülmüşse şahsın cezaevinden çıktığı gündür. Somut bir örnekle açıklamak gerekirse: Kesinleşen 3 yıllık hapis cezası için 01.01.2016 tarihinde infaz kurumuna giren ve denetimli serbestlik yasasından faydalanarak 01.01.2017 tarihinde tahliye olan bir hükümlünün adli sicil (sabıka) kaydı, yasal denetim süresinin dolduğu 01.01.2019 tarihini takip eden ilk günden itibaren silinebilir statüye kavuşacaktır.
  2. Şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık gibi, ceza mahkûmiyetini doğurduğu tüm sonuçlarla beraber ortadan kaldıran hallerde adli sicil kaydı derhal silinir.
  3. İlgili suç için öngörülen ceza zamanaşımının dolması, şahsın hayatını kaybetmesi (ölüm) veya genel af ilan edilmesi durumlarında adli sicil kaydı tamamen silinir.

“Arşiv Kaydı” Nedir ve Ne Zaman Silinir?

Hukuk sistemimizde “arşiv kaydı” ile “adli sicil kaydı” birbirinden tamamen farklı iki hukuki terimdir. Bir mahkûmiyet hükmü ilk etapta adli sicil kaydına düşer; cezanın infazı vb. koşullar gerçekleştiğinde ise adli sicilden silinerek “arşiv kaydına” transfer edilir. Arşiv kaydının tamamen sistemden silinebilmesi için ise daha farklı ve uzun yasal sürelerin geçmesi gerekir:

Genel kural olarak, infazın tamamlanmasıyla adli sicilden silinip arşive alınan bir mahkûmiyet kaydı, arşive alınma tarihinden itibaren 5 yıl geçtikten sonra silinir.

Ancak arşive aktarılan bu mahkûmiyet kararı, TCK (Türk Ceza Kanunu) dışındaki özel kanunların öngördüğü ve çeşitli “hak yoksunluklarına” sebebiyet veren türden bir mahkûmiyet ise süreler uzar. Bu durumda cezanın infaz edilmesinin ardından hükümlü bizzat mahkemeye başvurarak Memnu Hakların İadesi (Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi) kararı almışsa; kaydın arşive alınma şartlarının oluştuğu tarihten itibaren 15 yıl geçmesiyle arşiv kaydı silinir. Şayet hükümlü Memnu Hakların İadesi kararını almamış (veya alamamış) ise, bu kaydın tamamen silinmesi için arşive alınma şartlarının oluştuğu günden itibaren tam 30 yıl geçmesi gerekmektedir. Türk hukuk sistemindeki pek çok ceza kaydının 15 veya 30 yıl gibi uzun süreler boyunca arşivde beklemesinin temel nedeni bu kanun maddesidir.

Fiilin yasal olarak suç olmaktan çıkarılması veya hükümlünün vefat etmesi gibi mutlak durumlarda da arşiv kaydı derhal silinir.

Adli Sicil Kaydının Silinmesi İçin Başvuru ve Dilekçe

Çarptırıldığınız cezanın yasal infaz süreci bitmesine rağmen e-Devlet’te veya adliyede sabıkanız hala görünüyorsa, uzman bir avukatla görüşerek hukuki durumunuzu (mütalaa) değerlendirmenizde fayda vardır. Kural olarak adli sicil kaydı yasal şartlar olgunlaştığında sistem tarafından otomatik silinmelidir. Ancak teknik bir aksaklık sebebiyle mahkûmiyet hükmünüz hala sicilde yer alıyorsa; Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne hitaben yazılacak bir Adli Sicil Kaydının Silinmesi Dilekçesi ile resmi başvuruda bulunabilirsiniz. Hazırladığınız bu talebi, bulunduğunuz yerdeki herhangi bir PTT şubesinden posta yoluyla ilgili kuruma gönderebilirsiniz.

Adli Sicil ve Arşiv Kayıtlarının Silinmesine Yönelik Emsal Yargıtay Kararları

Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçunda Arşiv Kaydının Silinmesi Süreci Hükümlünün kasten adam öldürmeye teşebbüs fiilinden dolayı çarptırıldığı 3 yıl 1 ay 15 günlük hapis cezası, miktar bakımından Anayasa’nın 76. maddesinde belirtilen kısıtlamalar kapsamına girmektedir. Ayrıca Adli Sicil Kanunu’nun 12. maddesinde belirtilen yasal süreler de henüz dolmadığı için; 5352 sayılı kanunun geçici 2. maddesinin 2. fıkrası hükmünce bu kaydın arşivden hemen çıkartılması hukuken mümkün değildir. Bu dosyada arşiv kaydının silinebilmesi için iki yol vardır: Ya hükümlü “yasaklanmış hakların geri alınması” (memnu hakların iadesi) kararı alarak arşive geçme tarihinden itibaren 15 yılın dolmasını bekleyecek, ya da bu kararı hiç almadan doğrudan 30 yıllık sürenin geçmesini bekleyecektir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi – Karar No: 2014/3727).

Resmi Evrakta Sahtecilik Suçuna Dair Arşiv Kaydının Silinme Şartları Resmi evrakta sahtecilik eyleminden dolayı 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûm edilen şahsın, ceza infaz süreci tamamlandığı için adli sicil (sabıka) kaydının silinmesi mümkündür. Lakin, işlenen suçun niteliği (vasfı) ve cezanın süresi göz önüne alındığında arşiv kayıtlarının tamamen silinebilmesi için 5352 Sayılı Adli Sicil Kanunu’nun geçici 2. maddesinin 2. fıkrası gereğince, yine aynı Kanun’un 12. maddesi prosedürünün işletilmesi zaruridir. Bu sebeple hükümlü; arşiv kaydını sildirebilmek adına ya yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alıp infazın bitiminden itibaren 15 yıl beklemeli ya da bu mahkeme kararı olmaksızın ceza infazından itibaren 30 yılın geçmesini beklemelidir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi – Karar No: 2013/9374).

6136 Sayılı Kanuna (Ateşli Silahlar ve Bıçaklar) Muhalefet ve Kayıt Silme Yargılamaya konu olayda sanığın adli sicil kaydının silinerek doğrudan arşiv kaydına aktarılması hukuken uygundur. Ancak sanık, 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçundan ötürü 4.070.000 Türk Lirası ağır para cezası almış olsa da; verilen cezanın miktarı açısından değil, suçun doğrudan vasfı açısından Adli Sicil Kanunu madde 12’nin 2. fıkrası kapsamına giren bir fiil işlemiştir. Bu nedenle adli sicil kaydının silinmesinde bir engel olmamakla birlikte, asıl arşiv kaydının silinebilmesi için hükümlünün ya memnu hakların iadesi kararı alarak infazdan sonra 15 yıl beklemesi, ya da bu kararı almadan 30 yılın dolmasını beklemesi gerekmektedir (Yargıtay 8. Ceza Dairesi – Esas No: 2011/16743, Karar No: 2011/16146, Tarih: 15.12.2011).

Vergi Kaçakçılığı Suçu ve Sabıka Kaydının Silinmesi İhtilafı 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefet etmek (359/1. madde gereğince vergi kaçakçılığı) suçundan dolayı Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından sanık … hakkında tesis edilen mahkûmiyet kararının infazı bitmiştir. İnfazın ardından hükümlünün arşiv kaydının silinmesi yönündeki talebi aynı mahkemece kabul edilmiş, bunun üzerine kararın kanun yararına bozulması talep edilmiştir. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5352 Sayılı Adli Sicil Kanunu’nun, mahkeme kararının verildiği 10.05.2010 tarihinde yürürlükte olan geçici 2. maddesinin 1. fıkrasında şu hüküm yer alır: “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce toplanmış olsun veya olmasın, suç tarihi itibarıyla bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki kayıtlar hakkında, 3682 Sayılı Kanuna göre süre yönünden silinme koşulu oluşanlar silinir; diğer kayıtlar için bu Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. Anayasanın 76. maddesiyle özel kanun hükümleri saklıdır.” Aynı maddenin 2. fıkrası ise şöyledir: “Birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alınan kayıtlar hakkında, 3682 Sayılı Kanun’un 8. maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan hükmün esasen vâki olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak, Anayasanın 76. maddesi ve özel kanunlarda sayılan suç ve mahkûmiyetler dışındaki kayıtlar için ilgilinin, Cumhuriyet Başsavcılığının veya Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün talebi üzerine hükmü veren mahkemece veya talep edenin bulunduğu yer asliye ceza mahkemesince arşiv kaydının silinmesine karar verilir.” Silinmesi talep edilen mahkûmiyet kararının, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu madde 359 kapsamındaki “vergi kaçakçılığı” suçu olması ve bu suçun 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 3. maddesinde açıkça bir “hak yoksunluğu” sebebi olarak sayılması dolayısıyla; 5352 Sayılı Kanun’un karar tarihinde geçerli olan geçici 2. maddesinin 2. fıkrasındaki emredici düzenleme uyarınca bu arşiv kaydının silinmesi mümkün değildir. Yerel mahkemenin bu durumu göz ardı ederek talebi reddetmek yerine kabul etmesi yasaya açıkça aykırı bulunmuş ve kanun yararına bozma kararı verilmiştir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi – Karar: 2017/2541).

Adli Sicil Kayıtlarının Silinmesinde Uygulanacak Temel Esaslar 5352 sayılı yasanın geçici 2/1. maddesi uyarınca; 01.06.2005 tarihinden sonra gerçekleştirilen suç eylemlerine ilişkin sicil silme işlemleri doğrudan bu güncel kanun hükümlerine tabi olacaktır. İlgili Kanunun “Adli sicil bilgilerinin silinmesi” başlığını taşıyan 9. maddesinde şu emredici kurallar yer alır: (1) Adlî sicildeki bilgiler; a) Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, b) Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, c) Ceza zamanaşımının dolması, d) Genel af, Halinde Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, arşiv kaydına alınır. (2) Adlî sicil bilgileri, ilgilinin ölümü üzerine tamamen silinir. (3) Türk vatandaşları hakkında yabancı mahkemelerce verilmiş olup 4. maddenin birinci fıkrasının (f) bendine göre adlî sicile kaydedilen hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûmiyet hükümleri, kesinleştiği tarihten itibaren mahkûmiyet kararında belirtilen sürenin geçmesiyle, Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce adlî sicil kayıtlarından çıkartılarak arşiv kaydına alınır. Adlî para cezasına mahkûmiyet hükümleri ile cezanın ertelenmesine ilişkin hükümler, adlî sicil kaydına alınmadan doğrudan arşive kaydedilir. Öte yandan, sicilden silinip arşive gönderilen kayıtların arşivden silinme prosedürü ise Kanun’un 12. maddesinde kurala bağlanmıştır. Somut olay incelendiğinde; hükümlünün adli sicilden çıkarılmasına karar verilen mahkûmiyet ilamındaki fiilin işlendiği suç tarihinde 5352 sayılı Kanun yürürlükte olduğu için, silme taleplerinde bu yasa tatbik edilmelidir. Yukarıda da değinilen 5352 sayılı Kanun madde 9 gereğince, cezanın infazının bitmesiyle adli sicil bilgilerinin Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından silinip arşive aktarılması gerekir. Yerel mahkeme her ne kadar 5352 sayılı Kanun’un 05/04/2012 tarihli ve 6290 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki geçici 2/2. maddesine dayanarak sicil kaydının silinmesine karar vermiş olsa da; karar tarihinde yürürlükte olan bu hükmün, 01.06.2005 tarihinden sonra işlenmiş suçlara tatbik edilme imkânı hukuken yoktur. Bu doğrultuda, söz konusu kaydın silinmesine dair ilamdaki suç tarihinin 01.06.2005’ten sonrasına ait olması sebebiyle, hükümlünün dilekçesinin doğrudan Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne sevk edilmesi icap ederken; yerel mahkemenin 5352 sayılı yasanın 9. maddesini ve geçici 2/2. maddesini yanlış yorumlayarak ve dahi Kanun’un 12. maddesindeki şartların oluşup oluşmadığını incelemeksizin doğrudan adli sicil ve arşiv kaydının silinmesine hükmetmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2017/5885 E. , 2018/3392 K.).

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir