Devlet Memuriyetinden Çıkarılma (Atılma) Nedir? Hukuki Sebepler ve Şartlar
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu sistematiğinde memuriyetten çıkarılma veya atılma; bir kamu görevlisinin, devlet memurluğuna ilk girişte aranan temel genel şartları (m.48) taşımadığının atanma işleminden sonra anlaşılması veya memurluk vazifesi devam ederken bu yasal şartlardan herhangi birini kaybetmesi durumunda, memuriyet statüsünün hukuken sona erdirilmesidir (657 sayılı Kanun m.98).
Memuriyetten ihraç kararı verilmesine yol açan pek çok farklı hukuki neden bulunmaktadır. Bu rehberimizde; işlenen bir suç neticesinde alınan hapis veya adli para cezası mahkumiyetlerinin, cezanın ertelenmesi kurumunun, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararının, memnu hakların iadesinin ve adli sicil kaydının silinmesi gibi usullerin memuriyet statüsüne etkileri ile ceza süresine bakılmaksızın memurluğa engel teşkil eden “katalog suçlar” detaylıca irdelenecektir.
Suçun İnfazı Sürecinde “Devlet Memurluğu Yapma Yasağı” ve Hak Yoksunluğu
Hukuken suçun mahiyeti veya hükmedilen cezanın miktarı ne olursa olsun; bir hapis cezası mahkumiyetinin fiili infaz süreci boyunca hiçbir şekilde devlet memurluğu yapılamaz. 5237 sayılı TCK’nın 53/1-a maddesi; hapis cezası hükmünün infazı tamamen tamamlanıncaya kadar, kişinin devlet memurluğu yapmasını ve bu hakları kullanmasını kesin bir dille yasaklamaktadır. İnfazın tamamlanması kavramından; kişinin mahkum olduğu hapis cezası nedeniyle kapalı/açık cezaevinde geçirdiği süre ile dışarıda denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme sürelerinin toplamının bitmesi, yani hukuk dilinde “bihakkın (hak ederek) tahliye” tarihini anlamak gerekir.
Örneğin; taksirli bir suçtan dolayı 3 yıl hapis cezasına çarptırılan bir memurun ceza infazına 01.02.2018 tarihinde başlandığını varsayalım. Bu kişi 1 yıl cezaevinde yatmış, ardından 1 yıl denetimli serbestlikten yararlanmış ve son 1 yıllık koşullu salıverilme süresini de sorunsuz tamamlayarak bihakkın tahliye tarihine ulaşmışsa; cezası 01.02.2021 tarihinde resmen infaz edilmiş sayılır. Dolayısıyla bu memur, 01.02.2018 ile 01.02.2021 tarihleri arasındaki o 3 yıllık infaz süresi boyunca hiçbir şekilde memuriyet görevini icra edemeyecektir.
Ancak TCK m.53 hükmünün getirdiği bu kısıtlama, infazın bitmesiyle kendiliğinden sona erer. Cezanın infazı tamamen tamamlandığında; kişilerin yoksun kaldığı kamu haklarına ve memuriyet görevine dönme hakkına da, idarece yapılacak yeni bir işleme gerek kalmaksızın hukuken yeniden kavuşacağı açıktır.
Suçun “taksirli” (istem dışı) bir suç olması veya kasten işlenmiş olsa dahi “1 yılın altında” bir hapis cezasına hükmedilmiş olması durumunda; hapis cezasının infazı bitene kadar memur hakkında doğrudan “görevden uzaklaştırma” tedbiri uygulanmalıdır (657 sayılı Kanun m.140). Bu süreçte yetkili disiplin amiri, görevden uzaklaştırılan memurun durumunu her iki ayda bir periyodik olarak yeniden değerlendirerek, göreve iade edilip edilmeyeceği hakkında bir karar alır (m.145/2). Yetkili amir, bu iki aylık incelemeler sırasında hapis cezasının infazının bittiğini tespit ettiği an, memurun görevine iadesine (dönmesine) karar vermekle yükümlüdür.
Memuriyete Engel Teşkil Eden Suçlar ve Cezai Sınırlar Nelerdir?
Devlet memuru olma niteliğinin korunması bakımından 657 sayılı Kanun, ceza hukukundaki mahkumiyetler için üç temel prensibi benimsemiştir:
- Taksirli Suçlar: Trafik kazası gibi taksirli (ihmali) suçlar, hükmedilen ceza miktarı (örneğin 5 veya 10 yıl hapis) ne kadar yüksek olursa olsun, memuriyete engel olan suçlar grubunda yer almaz. Taksirli bir suçtan mahkum olan kişi memuriyete kabul edilebileceği gibi; bu suçu memuriyet görevi esnasında işlerse dahi devlet memurluğu görevine (şart kaybı nedeniyle) son verilemez. Tek fark; cezanın infazı süresince memurun görevden uzaklaştırılması, infaz bittikten sonra ise derhal görevine iade edilmesidir.
- Kasten İşlenen Suçlarda “1 Yıl” Sınırı: Kasten işlenen herhangi bir suçtan ötürü 1 yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olan bir kişi, yasal olarak memuriyete kabul edilemez (657 sayılı Kanun m.48/5). Eğer bu ceza memuriyet devam ederken alınırsa memurun görevi sona erer. Ancak, hükmedilen bu 1 yıllık hapis cezası adli para cezasına çevrilirse; memuriyet engeli ortadan kalkar. Örneğin; özel hayatın gizliliğini ihlal gibi kasti bir suçtan 1 yıl hapis alan memurun cezası 7200 TL adli para cezasına dönüştürülürse, memuriyet şartı kaybedilmemiş sayılır.
- Katalog (Memuriyete Engel) Suçlar: Bazı suç türlerinde mahkumiyetin süresi (1 gün bile olsa) veya türü (hapis/para cezası) kesinlikle önemli değildir; bu suçların varlığı memuriyet için mutlak engeldir. Uygulamada “memuriyete engel suçlar” denilen bu listedeki bir suçtan dolayı 1000 TL bile adli para cezası alınsa, memuriyet statüsü sona erer.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.48/5 uyarınca tahdidi olarak sayılan ve “yüz kızartıcı suçlar” olarak da bilinen memuriyete engel katalog suçlar şunlardır:
- Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlenen tüm suçlar (TCK m.309-316 arası),
- İhaleye fesat karıştırma ve Edimin ifasına fesat karıştırma,
- Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (kara para),
- Kaçakçılık suçları,
- Hırsızlık, Dolandırıcılık, Güveni Kötüye Kullanma,
- Rüşvet, İrtikap, Zimmet,
- Hileli İflas (TCK md.161),
- Her türlü sahtecilik suçları (Resmi evrakta sahtecilik, özel belgede sahtecilik, parada sahtecilik, mühürde sahtecilik vb.).
Kişi memuriyete başladıktan sonra bu suçları memuriyetten önce işlediği anlaşılırsa veya görevdeyken bu suçlardan biriyle mahkum olursa, 657 sayılı Kanun m.98 uyarınca memurluk statüsüne anında son verilir. Memur, görev süresi boyunca bu şartları kesintisiz taşımak zorundadır.
Hapis Cezasının Ertelenmesinin Memuriyete Hukuki Etkisi
Ceza hukukunda hapis cezasının ertelenmesi (TCK m.51), teknik olarak cezanın bir “infaz biçimi” sayılmaktadır. Erteleme alan hükümlü fiilen cezaevine girmese de, mahkemece belirlenen denetim süresini iyi halli geçirdiğinde cezası infaz edilmiş kabul edilir. Bu nedenle, memuriyet açısından ortada hâlâ geçerli bir mahkumiyet hükmü vardır:
- Ertelenen hapis cezası 1 yıl veya daha uzun süreli ise, kişi memuriyete alınmaz, memur ise görevden çıkarılır.
- Ertelenen ceza 1 yılın altında ve “katalog suçlar” dışında kalıyorsa memuriyet statüsü korunur; ancak denetim süresi (infaz) boyunca memur görevden uzaklaştırılır.
- Eğer ertelenen ceza yukarıda sayılan “memuriyete engel (katalog) suçlardan” birine ilişkinse, ceza miktarı 1 ay bile olsa memuriyet statüsü sona erer.
Danıştay 1. Dairesi’nin (K.2009/535) yerleşik kararına göre; kanun maddesinde geçen “TCK 53’teki süreler geçmiş olsa bile” ifadesi, bu suçlardan mahkum olanların memuriyet hakkını “süresiz olarak” kaybettiğini, mahkumiyetin ertelenmiş olmasının bu yasal sonucu değiştirmeyeceğini kesin olarak hükme bağlamıştır.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Kararının Memurluğa Etkisi
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB), sanık hakkında verilen ceza hükmünün belirli bir denetim süresi boyunca askıda tutulması ve şartlara uyulursa davanın tamamen düşmesi sonucunu doğuran bir kurumdur (CMK md.231).
Genel Kural: Hukuken HAGB kararı bir mahkumiyet hükmü doğurmadığı için, kural olarak memuriyete girişe engel teşkil etmez ve mevcut memurun görevden çıkarılmasına tek başına gerekçe yapılamaz. Ancak burada çok kritik bir disiplin hukuku ayrımı mevcuttur:
İdare, ceza mahkemesinin HAGB kararı verdiği o aynı fiili; disiplin hukuku penceresinden (657 sayılı Kanun m.125/E-g: “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler”) yeniden değerlendirebilir. Eğer idare, memuriyetten çıkarma işlemini sadece “ceza mahkumiyeti” sebebine dayandırırsa ve o ceza HAGB ile sonuçlanmışsa, yapılan işlem hukuka aykırı olur ve iptal edilir. Ancak idare, ceza dosyasındaki delilleri kullanarak bağımsız bir disiplin soruşturması yürütür ve eylemi “memuriyet onuruyla bağdaşmaz” bulursa ihraç kararı verebilir.
Emsal Karar (Danıştay 12. Daire – K.2008/4502): Dolandırıcılık suçundan mahkum olan bir polis memurunun davası sonradan HAGB’ye çevrilmiştir. Danıştay, ihraç işleminin temel dayanağı olan “kesinleşmiş mahkumiyet” şartı ortadan kalktığı için memurun görevine son verilmesini hukuka aykırı bulmuştur.
Ancak bazı özel meslek gruplarında (Polislik, Hakimlik vb.) HAGB kararı olsa dahi memuriyete engel teşkil edebilecek özel yönetmelik hükümleri (örneğin Polis Meslek Yüksekokulları Giriş Yönetmeliği m.8/h) mevcuttur. Bu özel düzenlemeler, kasten işlenen suçlarda HAGB kararı verilse dahi 1 yıl veya daha fazla ceza alanların veya katalog suçlara karışanların atamasını engelleyebilmektedir.
Memnu Hakların İadesi Kararının Memuriyete Dönüşe Etkisi
TCK m.53 uyarınca infazın bitmesiyle yasal hak yoksunlukları kalksa da, 657 sayılı Kanun gibi özel kanunlardaki bazı hak yoksunlukları devam edebilir. Bu engel ancak “memnu hakların iadesi” (yasaklanmış hakların geri verilmesi) kararı ile aşılabilir. Fakat Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun (İDDK – K.2011/1214) kararına göre; memnu hakların iadesi kararı alınsa dahi, şayet mahkumiyet “yüz kızartıcı (katalog) suçlardan” birine dayanıyorsa; bu karar kişiye yeniden devlet memuru olma hakkını kazandırmaz. Zira 657 sayılı Kanun, bu suçlardan mahkum olmayı memuriyet için “mutlak ve süresiz bir engel” olarak tanımlamıştır.
Adli Sicil (Sabıka) Kaydının Silinmesinin Memuriyet Durumuna Etkisi
Hukuken adli sicil kaydının silinmiş olması, 657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesinde belirtilen ve “affa uğramış olsalar bile” ibaresiyle korunan o ağır hak yoksunluklarını ortadan kaldırmaz. Yani, bir kişi zimmet veya hırsızlık gibi bir suçtan mahkum olmuş ve bu kayıt sonradan adli sicilden silinmiş olsa dahi, bu durum o kişinin yeniden devlet memuru olarak atanmasını veya ihraç kararının iptalini sağlamaz. Özel kanun olan 657, bu konuda genel Türk Ceza Kanunu hükümlerinden daha katı bir rejim öngörmüştür (İDDK-K.2011/1214).
Memurluktan Çıkarılma ve İade Süreçlerine Dair Emsal Danıştay Kararları
Hukuka Aykırı Yollarla Elde Edilen Delillerin Geçersizliği (Danıştay 16. Daire – Karar: 2015/4219) Bir iş mahkemesi kaleminde posta pullarının kaybolması üzerine, hakim ve personelce kaleme gizli kamera yerleştirilmiştir. Kamera kayıtlarına dayanılarak bir zabıt katibi memuriyetten çıkarılmıştır. Ancak Danıştay; gizli kamera yerleştirmek suretiyle yasaya aykırı şekilde elde edilen bu kayıtların tek başına delil olamayacağına, tanık ifadelerinin ise sadece şüphe ve varsayıma dayandığına hükmetmiştir. Üstelik memurun ceza davasında beraat etmesi de göz önüne alınarak; hukuka aykırı delile dayalı ihraç kararı iptal edilmiştir.
Taksirli Suç İşleyen Memurun Hakları (Danıştay 12. Daire – Karar: 1999/1785) Taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan 1 yıl 3 ay hapis alan ve cezaevine giren bir memurun görevine son verilmiştir. Danıştay; taksirli suçların memuriyete engel olmadığını, hapis süresince memurun sadece “görevden uzaklaştırılması” gerektiğini, infaz bittikten sonra ise görevine iadesinin zorunlu olduğunu belirterek ihraç işlemini iptal etmiştir.
Görevi Kötüye Kullanma Suçunda HAGB ve Disiplin Cezası İlişkisi (Danıştay 16. Dairesi – Karar: 2015/1941) Eşinin telefon kayıtlarını hukuka aykırı şekilde temin eden bir kamu görevlisi, ceza davasında “görevi kötüye kullanma” suçundan HAGB kararı almıştır. Danıştay; her ne kadar HAGB mahkumiyet sayılmasa da, memurun “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme” eyleminin 657 sayılı Kanun m.125/E-g kapsamındaki “memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak utanç verici hareket” niteliğinde olduğuna ve bu nedenle disiplin hukuku yönünden ihraç kararının hukuka uygun olduğuna karar vermiştir.
Askerlikten Firar Suçu Memuriyete Engel mi? (Danıştay 12. Dairesi – Karar : 2011/3449) Askerlik vazifesi sırasında “firar” suçunu işleyen ve 10 ay hapis cezası alan bir memurun görevine son verilmiştir. Danıştay; firar suçunun “sırf askeri bir suç” olduğunu, 657 sayılı Kanun m.48/A-5’te sayılan katalog suçlar arasında yer almadığını ve ceza miktarının da 1 yılın altında kaldığını tespit ederek; bu mahkumiyetin memuriyete engel teşkil etmeyeceğine hükmetmiştir.




